Ali Bozkurt (ErKay Haber) – Turancılık: Türk Milletinin Birleşme Ülküsü
Turancılık, kökleri kadim tarihe dayanan ve yeryüzündeki tüm Türk topluluklarının dilde, kültürde, siyasette ve gönülde bir araya gelmesini hedefleyen derin bir ideolojidir. Bu ülkü, Farsça kökenli “Turan” kelimesi ile ifade edilse de, asıl anlamı Türk milletinin ideolojik birliğini ve gelecekteki potansiyel siyasi yapısını temsil eder. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren, Türk düşünürleri tarafından yaygın bir biçimde benimsenmiş ve savunulmuş olan bu düşünce, Türk milletinin milli bilincini koruma ve güçlendirme arayışının bir parçası olmuştur.
Batı Milliyetçiliği ve Turancılık Arasındaki Farklar
1789 Fransız İhtilali ile başlayan ve Batı’da hızla yayılan milliyetçilik akımı, Osmanlı İmparatorluğu’nu derinden etkileyerek Balkanlarda ve diğer azınlık bölgelerinde isyanları körüklemiştir. Ancak Türk milliyetçiliği ve Turancılık, Batı’nın emperyalist ve ayrımcı milliyetçilik anlayışından temelde farklıdır. Batı’nın soğuk ve ruhsuz milliyetçiliği, dış mihrakların maşası olan azınlık isyanlarını tetikleyen bir yapıya sahipken, Türk milliyetçiliği insani ve vicdani değerler üzerine kuruludur. Nihâl Atsız’ın dediği gibi, Turancılık; “kan ve can vergisi isteyen, gönüllere heyecan katan bir inanç”tır ve bu inanç, Türk milletinin ahlaki ve manevi duyarlılıklarıyla harmanlanmıştır.
Türk Düşünürlerinin Turancılığa Katkısı
Turancılık fikri, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyinzade Ali Turan, Ziya Gökalp, İsmail Gaspıralı ve Nihâl Atsız gibi Türk düşünürlerinin eserlerinde önemli bir yer tutar. Ziya Gökalp’ın “Turan” adlı şiirinde belirttiği gibi, Türklerin vatanı sadece Türkiye veya Türkistan değil, geniş ve ebedi bir yurt olan Turan’dır. Bu dizeler, Turan ülküsünü kalplerinde yaşatan Türk milliyetçileri için bir rehber niteliğindedir:
> “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan
> Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan…”
Bu düşünce, Türk milletinin ortak bir paydada buluşma arzusunu ifade ederken, bir araya gelmenin coğrafi sınırlardan ziyade dilde ve gönülde sağlanması gerektiğine vurgu yapar. Turancılık, coğrafi bir birleşmeden çok daha fazlasını; kültürel ve manevi bir birliği temsil eder.
Tarihten Günümüze Turan Ülküsü
Türk milletinin Turan ülküsü uğruna verdiği mücadele, tarihin birçok döneminde kendini göstermiştir. Kürşat’ın Çin’e meydan okuyan narası, Alparslan’ın Bizans’a karşı kazandığı zafer, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki liderliği, bu ruhun ve inancın somut örnekleridir. Yakın tarihte ise Karabağ zaferi, Turan ülküsünün hala canlı olduğunu ve Türk milletinin milli hedeflerinden asla vazgeçmeyeceğini kanıtlar niteliktedir.
Turancılık, Türk milletinin bir araya gelme arzusunun ve ortak milli bilinç etrafında birleşme idealinin en yüksek ifadesidir. Nihâl Atsız’ın da belirttiği gibi bu ülkü, cesaret ve fedakarlık gerektirir. Bugün, Türk milletinin asil evlatları, bu ideali yaşatmak ve nesilden nesile aktarmak için gereken özveriyi göstermeye her zaman hazırdır. Turan ülküsünü yaşatmak, Türk milletinin geçmişine, bugününe ve geleceğine olan inancını ve sadakatini en güçlü şekilde ortaya koyar.

Ali BOZKURT

