Çok dikkat çekici ve önemli bir konu! 23 Nisan ve 1 Ekim TBMM resepsiyonları, devletin en yüksek düzeyde temsil edildiği, siyaset, diplomasi ve medya dünyasının bir araya geldiği sembolik etkinliklerdir. Ancak son yıllarda bu resepsiyonlara yalnızca “basın mensubu” olduğunu söyleyenlerin girebildiği ve Boy gösterdiği (Asıl işini yapacak olan Parlamento Muhabirleri ve diğer birçok kesimin dışarıda kaldığına dair gözlemler artıyor). Bu durumu eleştirel bir bakışla ele almak istedim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulusal egemenliğin simgesi olarak tarihe geçmiş büyük bir kurumdur. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 1 Ekim Yasama Yılı Açılışı gibi kritik tarihlerde düzenlenen resepsiyonlar, bu kurumun hem geçmişine saygının hem de bugüne dair mesajların verildiği önemli törenlerdir. Ancak ne acıdır ki bu resepsiyonlar, son yıllarda gerçek anlamından uzaklaşıp bir seçici davetliler buluşması’na dönüşmüş durumda.
Bugün Meclis’teki resepsiyonlara baktığınızda, içeride yer alabilmenin neredeyse tek yolu “basın mensubu” olduğunu söylemekten geçiyor. Gerçekten basın mensubu olanlar elbette ki bu toplantıların doğal parçası; ancak kartvizitini son anda bastıran, kimliği bile sorgulanmadan giren birçok “sözde basın mensubu” da protokollerde yer alıyor. Öte yandan, toplumun farklı kesimlerinden gelen, katkı sağlayabilecek, temsil yeteneği olan kişiler ise kapıdan geri çevriliyor.
Siyasetçiler var, bürokratlar var, büyükelçiler var. Ama halk yok, sivil toplum yok, yerel temsilciler yok. Kimi zaman emek veren kamu personeli, kimi zaman halkın arasında itibar gören kanaat önderleri dışarıda. Oysa Meclis’in adı “milletin meclisi” Milletin olmadığı bir resepsiyon ne kadar kapsayıcı olabilir?
Eğer TBMM gibi bir kurum, yılın bu iki özel gününde dahi toplumun tüm renklerini bir araya getiremiyorsa; resepsiyonlar ne kadar anlamlı olabilir? Eğer davetli listeleri sadece tanıdıklar ve sistem içindekiler üzerinden şekilleniyorsa, bu kutlamalar kime hitap ediyor?
Bu yazı bir sitem değil; bir çağrıdır. Meclis, halk adına yasama yapan en yüksek organdır. Ve halk, sadece seçimlerde değil, böyle özel günlerde de orada olmalıdır. Sözde değil, özde bir katılım için resepsiyonlar, gerçek bir temsil ruhuyla yeniden şekillendirilmelidir.
Handan Demir
EHA Ankara Temsilcisi
Uzm.Arş.Gazeteci


