Sessizliğin Suça Ortak Olduğu Yer: Doğu Türkistan

Sessizliğin Suça Ortak Olduğu Yer: Doğu Türkistan

Sessizliğin Suça Ortak Olduğu Yer: Doğu Türkistan

Gece çöker Doğu Türkistan’a…

Ama bu, dinlenmek için değil; korkunun biraz daha derinleşmesi içindir.

Bir annenin çocuğunu son kez kucaklayıp kucaklayamayacağını bilmediği, bir babanın sabaha evinde mi yoksa “yeniden eğitim kampı” denilen karanlık bir hücrede mi uyanacağını kestiremediği gecelerdir bunlar.

Doğu Türkistan’da zulüm, istisna değil; gündeliktir.

İnsanlar yalnızca Uygur oldukları, Müslüman doğdukları, kendi dillerini konuştukları için suçlu sayılıyor. Bir dua, bir başörtüsü, bir sakal; insanın özgürlüğünden edilmesi için yeterli delil kabul ediliyor.

Kamplar var…

Ama bu kamplar eğitim için değil, kimliksizleştirmek için.

Orada insanlar isimlerinden vazgeçmeye zorlanıyor, inançlarını inkâr etmeye, dillerini unutmaya mecbur bırakılıyor. Direnenler kayboluyor. Geri dönenler ise artık eskisi gibi olmuyor; gözleri hayata değil, korkuya bakıyor.

En acısı da çocuklar…

Anne babalarından koparılan, yatılı okullarda “devlete sadakat” öğretilen çocuklar. Kendi annesinin dilini “yasak”, kendi babasının inancını “tehlikeli” öğrenerek büyüyorlar. Bir halkın geleceği, sistemli bir şekilde elinden alınıyor.

Ve dünya…

Dünya izliyor.

İnsan hakları bildirileri yazılıyor, konferanslar düzenleniyor, süslü cümleler kuruluyor. Ama konu Doğu Türkistan olunca bu cümleler boğazda düğümleniyor. Ekonomik çıkarlar, ticaret anlaşmaları ve diplomatik hesaplar, bir halkın çığlığından daha yüksek sesle konuşuyor.

Bazıları “kanıt yok” diyor.

Oysa kaybolan insanlar kanıttır.

Sessiz kalan mezarlar kanıttır.

Yıllardır evladından haber alamayan annelerin gözyaşı kanıttır.

Zulüm yalnızca yapanın suçu değildir.

Gören ve susan da bu yükü taşır.

Bugün Doğu Türkistan için susanlar, yarın kendi vicdanlarına hesap veremezler.

Bu bir siyaset meselesi değil.

Bu, insan kalabilme meselesidir.

Eğer bir halk, kimliğinden vazgeçmeye zorlanıyorsa…

Eğer bir inanç, devlet eliyle yok edilmeye çalışılıyorsa…

Eğer çocuklar anne-babasız, anneler evlatsız bırakılıyorsa…

Orada zulüm vardır.

Ve zulmün karşısında tarafsızlık yoktur.

Ya insanlıktan yana durursun,

ya da sessizliğin karanlığında kaybolursun.

Ali Bozkurt

Related Articles