Türkiye’de ve dünyada son yıllarda kadınların yüksekten düşerek hayatını kaybettiği vakalar, kamuoyunda büyük tartışmalara yol açıyor. Bu sabah Yalova’daki evinin balkonundan düşen ünlü sanatçı Güllü yaşamını yitirdi. Olayla ilgili savcılık soruşturması devam ederken, kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonucunda belirlenecek.
Güllü, arabesk ve fantezi müzik dalında Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından biriydi. 1990’lı yıllarda çıkardığı şarkılarla geniş kitlelerin gönlünde taht kurdu. Güçlü sesi, samimiyeti ve halkla kurduğu bağ sayesinde milyonların sevgisini kazandı. Arabesk müziğe getirdiği yorumuyla farklı bir iz bırakan sanatçı, enerjisi ve duygusal şarkılarıyla her zaman hatırlanacak. Onun ani ölümü, sadece sevenlerini değil, tüm sanat camiasını derin bir üzüntüye boğdu.
Ölümünden yalnızca iki gün önce, sanatçı Güllü’nün evine güvenlik sistemi kurdurduğu ve yakın çevresine “artık şifre olmadan kimse içeri giremeyecek” dediği öne sürüldü. Bu iddia, olayın şüpheli yönlerini artırırken, kamuoyunda daha fazla soru işaretine yol açtı.
Türkiye’de daha önce de benzer vakalar gündeme gelmişti. 2018 yılında Ankara’da üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümü önce intihar olarak nitelendirilmiş, ancak mahkeme süreci sonunda sanıklardan biri müebbet hapis cezası almıştı. 2020 yılında Gaziantep’te Duygu Delen’in balkondan düşerek hayatını kaybetmesi hâlâ tartışmalı bir dosya olarak hafızalardaki yerini koruyor. Bugün Güllü’nün ölümü de benzer soruları yeniden akıllara getirdi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2023 yılında kadınların şüpheli ölümlerinin yaklaşık yüzde 19’u yüksekten düşme sonucu gerçekleşti. Bu oran, toplumsal şüphelerin neden her defasında yeniden gündeme geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Benzer tartışmalar yurtdışında da yaşanıyor. Hong Kong’da üniversite öğrencisi Chow Tsz-lok’un ölümü günlerce kamuoyunu meşgul etmişti. Bir otoparktan düşerek yaşamını yitiren öğrencinin dosyasında adli tıp uzmanları farklı görüşler ortaya koydu. Bazıları olayın bir kaza mı olduğunu öne sürerken, bazıları intihar mı sorusunu gündeme getirdi. Başka uzmanlar ise itilme mi şüphesini dile getirdi. Yani tek bir ölüm, üç ayrı ihtimal üzerinden tartışıldı. Bu vaka, yüksekten düşme ölümlerinin neden en zor çözülen dosyalar arasında yer aldığını bir kez daha gösterdi.
Uluslararası adli tıp literatüründe yayımlanan “Homicidal Falls” başlıklı araştırmalarda, yüksekten düşme ölümlerinin özellikle kadın cinayetlerinde kullanılan yöntemlerden biri olabileceği vurgulanıyor. Araştırmalara göre failler çoğu zaman bu olayları intihar gibi göstermeye çalışıyor. Düşme açısı, vücudun fırlama mesafesi, balkondaki korkulukların yüksekliği ve otopsi bulguları incelendiğinde ise cinayet ile kaza ya da intihar arasında ayrım yapılabiliyor.
Adli tıp uzmanları, yüksekten düşme vakalarının karmaşık olduğunu ve kazayla intihar ya da cinayeti ayırt etmenin yalnızca çok yönlü incelemelerle mümkün olabileceğini söylüyor. Düşme açısı, fırlama mesafesi, korkulukların yapısı, otopsi bulguları ve kamera kayıtları bir arada değerlendirildiğinde gerçeğe ulaşmak mümkün oluyor.
Bu konuda görüş bildiren ünlü cinayet dedektifi Savaş Kurtbaba da yüksekten düşme ölümlerinin en zor çözülen vakalar olduğunu vurgulayarak, “Bu tür dosyalar çoğu zaman sıradan bir kaza değildir, ardında çok farklı gerçekler olabilir” ifadelerini kullanıyor.
Sanatçı Güllü’nün ölümüyle birlikte Türkiye’de yeniden aynı soru soruluyor: Kadınlar neden bu kadar sık yüksekten düşerek hayatını kaybediyor? Kesin cevabı adli makamların incelemesi verecek. Ancak toplumda yükselen şüphe, bu tür ölümlerin daha titizlikle ve şeffaf bir şekilde araştırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Haberi Ankara’dan Handan Demir hazırladı.
Handan Demir
Uzman Araştırmacı Gazeteci


