Kusur Sökük Gibidir Göreni de Olur, Öreni de

Kusur Sökük Gibidir Göreni de Olur, Öreni de

 

Hayat, insanlarla yaşanır. İnsan ise kusurludur.

Tıpkı bir kumaştaki sökük gibi…

Bazıları bu söküğü hemen fark eder, parmakla gösterir.

Bazılarıysa usulca iğnesini ipliğini alır, örter, onarır.

 

Kusur, sadece bir hata değil, insan olmanın en doğal parçasıdır.

Ama sorun, hatada değil; hataya verilen tepkidedir.

 

Kimileri, gördüğü her kusuru konuşmayı bir görev zanneder.

Kendi kusurlarını görmezden gelip, başkasının açığını büyüteçle arar.

Kimileri ise kusura bakmaz; örter, iyiliği seçer, ilişkiyi korur.

 

Toplum olarak çoğu zaman görenlerden çok, gösterenler oluyoruz.

Biri düşse, “Neden düştü?” demekten çok,

“Bakın o düştü!” demeyi seçiyoruz.

Oysa düşen el uzatılmayı bekler, parmakla gösterilmeyi değil.

 

Kusuru örmek; sadece sessiz kalmak değildir.

Anlayışla yaklaşmak, bağışlamak, değiştirme imkânı tanımaktır.

 

Çünkü herkesin bir yerinde bir sökük vardır.

Bugün seninki gizlidir, yarın belki görünür hâle gelir.

 

Bu, her gün karşılaştığımız bir seçimdir.

Bir arkadaşının hatasını affetmek mi, başkalarına anlatmak mı?

Aile içinde kusuru düzeltmek mi, büyütmek mi?

İş yerinde birinin yanlışını örtmek mi, üstüne gitmek mi?

 

İyilik, kusuru görüp örende saklıdır.

Kırıcı değil yapıcı, ifşa edici değil onarıcı olmak, insanı olgunlaştırır.

 

Hayatın dokusu kusurlarla doludur.

Kimi bunu yırtmak için kullanır, kimi sağlamlaştırmak için.

 

Unutmayalım:

Görmek kolaydır. Örmek emek ister.

Ve gerçek insanlık, kusurda bile merhametli olabilmektir.

Ali Bozkurt

Related Articles