İsveç, Türkiye’de Terörün Bitmesini mi istemiyor ?

İsveç, Türkiye’de Terörün Bitmesini mi istemiyor ?

İsveç’te devlet sırlarının ortaya saçılmasıyla büyüyen gizli belge skandalı, NATO süreci ve Türkiye ile ilişkiler açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Olayların merkezinde, 2023’te otelde ve 2025’te havalimanında belgeleri ortada bırakan eski ulusal güvenlik danışmanı Henrik Landerholm bulunuyor.

2023 yılında resmi bir ziyaret sırasında kaldığı otelde belgelerini kasada unutan Landerholm, büyük bir güvenlik ihlaline imza atmıştı. Belgelerin içeriği kamuoyuna açıklanmadı ancak İsveç basını, bunların ulusal güvenlik dosyalarının yanı sıra NATO süreci ve Türkiye ile yürütülen görüşmelere ilişkin notlar da barındırdığını yazdı. Normal şartlarda böyle bir ihmal görevden alınmayı gerektirirdi. Fakat Landerholm’un görevine devam etmesi, bu olayın basit bir unutkanlık olmadığını, üst düzey bir koruma kalkanı bulunduğunu düşündürdü.

İkinci kriz 2025’te patladı. Bu kez Arlanda Havalimanı’nda bir tuvalette unutulan belgeler gündeme geldi. Belgelerin, İsveç’in NATO üyeliği sürecinde Türkiye ile yürütülen diplomatik temaslara ilişkin olduğu ortaya atıldı. Hükümet belgelerin yüksek gizlilik taşımadığını savunarak olayı küçümsemeye çalıştı. Ancak muhalefet sert tepki göstererek Başbakan Ulf Kristersson’u Anayasa Komitesi’ne şikâyet etti.

İki olayda da aynı ismin öne çıkması, İsveç kamuoyunda güçlü soru işaretleri yarattı. Bir ulusal güvenlik danışmanı iki kez aynı tür hatayı yapmaz. Üstelik iki olayda da hedefte Türkiye ile ilgili belgelerin olması, bunun rastlantı değil, bilinçli bir tercih olabileceğini gösteriyor.

Burada kritik nokta, belgelerin neden Türkiye ile ilgili olduğu sorusudur. İsveç’in NATO üyeliğinde veto hakkına sahip en kritik ülke Türkiye idi. Ankara’nın en temel şartı ise PKK/YPG yapılanmalarına verilen desteğin son bulması ve iade taleplerinin karşılanmasıydı. İsveç’teki bazı siyasi çevreler ise bu taleplerden rahatsızdı. Türkiye ile ilgili belgelerin ortaya çıkması, “bakın hükümet Türkiye’ye taviz veriyor” algısını güçlendirerek hem iç politikada hükümeti sıkıştırıyor hem de Türkiye ile ilişkileri zedeliyordu. Böyle bir krizden en fazla fayda sağlayacak dış aktör ise Rusya’ydı. Çünkü İsveç’in NATO yolunu yavaşlatacak her gelişme Moskova’nın işine geliyordu.

Bütün bu gelişmelerden sonra sorulması gereken temel soru şudur: 2023’te otelde, 2025’te havalimanında ortaya çıkan belgeler neden hep Türkiye ile ilgiliydi? İsveç gerçekten Türkiye’de terörün bitmesini istemiyor mu, yoksa daha büyük bir oyunun parçası mı?

Uzman Gazeteci Yazar Handan Demir

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın