Hz. İmam Hüseyin (a.s)

Hüseyin öldürüldüğünde, gökten kan yağdı, gökte görülen kırmızılık da onun katledildiği gün görüldü; ondan önce görülmemişti. Hüseyin’in şehadet günü dünyanın her yerinde, kaldırılan her taşın altında kan bulundu.”

Hz. İmam Hüseyin (a.s )

 

 

Ehli Sünnet kaynaklarında

Hz. İmâm Hüseyin (a.s)’a Ağlamak.

 

Hz. Ali (a.s), Hz. Resul-i Ekrem’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

 

“Kıyamet günü Arş’ın içinden biri mahşerdekilere seslenerek şöyle diyecek: “Ey kıyamet ehli, gözlerinizi kapatın; Muhammed’in (s.a.a) kızı Fatıma geçecektir.” Sonra Fatıma elinde oğlu Hüseyin’in kanlı gömleği ile mahşere gelir ve Arş’a asılarak Allah’a “Sen âdil ve cabbar olan Allah’sın, benimle oğlumu öldürenlerin arasında hükmet.” diye şikayette bulunur.

Resulullah (s.a.a) daha sonra şöyle buyurdu:

“Andolsun Kâbe’nin Rabb’ine ki Allah, kızım Fatıma’ya hakkı vererek (zalimlere) hükmünü gösterecektir. Daha sonra kızım Allah’a yönelerek “Ey Allah’ım, benim şefaatimi oğlum Hüseyin’in musibetlerine ağlayanlar hakkında kabul buyur.” diye istekte bulunacak ve Allah-u Teâla da onun şefaatini Hüseyin’e ağlayanlar hususunda kabul edecek (ve böylece onları cennete yerleştirecektir.)”

 

Meveddet-ül Kurba, s.32, Yenabiu’l Mevedde, c.2, s.323, Menakıb-i İbn-i Meğazilî

İbn-i Abbas (r.a):

“Hüseyin öldürüldüğünde, gökten kan yağdı, gökte görülen kırmızılık da onun katledildiği gün görüldü; ondan önce görülmemişti. Hüseyin’in şehadet günü dünyanın her yerinde, kaldırılan her taşın altında kan bulundu.”

Taberî de Ümm-ü Seleme’den rivayet etmiştir ki:

“Hz. Hüseyin’in öldürüldüğü gün, cinler ağıt yakıp, ona ağladılar ve o gün bizlere gökten kan yağdı.”

 

Sahih-i Tirmizî, c.13, s.193..

 

– Tarih-uş Şam, Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) Hayatı Bölümü, Sirat-us Seviyy, s.96

İbrahim Nahaî şöyle rivayet etmiştir:

“Bir gün Hz. Ali (a.s) camide ashabıyla birlikte oturmuşlardı. Bu esnada Hüseyin (a.s) içeri girip babasının yanına oturdu. Hz. Ali (a.s) elini onun başına koyarak herkesin duyabileceği bir şekilde oğluna hitaben şöyle buyurdu:

“Ey evladım, Allah-u Teâla kendi kitabında bazılarını kınayarak buyurmuştur ki: “Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.” Yavrucuğum, insanı yaratan ve tohumu çatlatan Allah’a andolsun ki, benden sonra sen öldürüleceksin; yer ve gök sana ağlayacaktır. Bilin ki yer ve gök, Yahya ibn-i Zekeriyya ve oğlum Hüseyin’in dışında hiç kimseye ağlamamıştır.”

 

(Yenabiu’l Mevedde, c.3, s.101)

İmam Cafer ibn-i Muhammed (a.s):

 

“Hz. Hüseyin’in (a.s) kabri etrafında dört bin melek (bir başka rivayete göre ise yetmiş bin melek) toza bulanmış ve mahzun bir halde kıyamete kadar Hz. Hüseyin’e (a.s) ağlayacaklar.“

Esbağ İbn-i Nübate ve Hasan İbn-i Kesir şöyle rivayet etmişler:

 

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):

“Her kim benim gibi yaşamak, ölümüm gibi ölmek ve Allah’ın bana vadettiği Adn cennetine girmek istiyorsa, benden sonra Ali’yi kendine veli edinsin, dostunu dost edinsin ve benden sonraki imamlara uysun. Onlar benim toprağımdan yaratılmış, ilim ve düşünceden rızıklanmış hanedanımdırlar.

Ümmetimden onların üstünlüklerini inkâr edenlere ve akrabalık bağımı onlar hakkında gözetmeyenlere yazıklar olsun ve Allah benim şefaatimi onlara nasib etmesin.”

 

(Hilyet-ül Evliya, c.1, s.84)

 

Enes ibn-i Malik, Resulullah’ın (s.a.a) ona şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Ey Enes, Allah bu gece bana Kevser’i ata etti (bağışladı); uzunluğu altı yüz yıllık bir mesafe, genişliği ise doğu ve batının genişliği kadardır. Benden önce (ya Enes) kimse ondan içemez. Bana verdiği ahdi bozarak sözünde durmayanlar, itretimi korkutan ve Ehlibeyt’imi öldürenler Kevser havuzunun suyundan içemezler.”

..

(Kenz-ül Ümmal, c.7, s.225, Dürr-ül Mensur, Kevser suresinin tefsiri.)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a):

“Allah-u Teâla cenneti, benim Ehlibeyt’ime zulüm ve ihanet edenlere, sövenlere, onlarla sava-şanlara ve itretimi inciterek bana eziyette bulananlara haram kılmıştır

(Zehair-ul Ukba, s.20, El Keşşaf Tefsiri, Şura suresi 23. ayetin tefsiri)

imam hüseyin in başına saygı duyup müslüman olan papaz..

İbn-i Hacer-i Heytemî şöyle naklediyor:

 

“Kerbela esirleri ile şehitlerin kesik başlarını Şam’a götürmekle görevlendirilen Yezid’in askerleri, vardıkları her menzil ve durakta Hz. Hüseyin’in mübarek başını bir mızrağa saplayarak koruyorlardı. (Bir gün konaklamak için menzil bulamayınca, sahrada bir manastır gördüler ve geceyi geçirmek için o manastıra yüz tuttular.) Manastırda ibadetle meşgul olan rahip, onları yanlarındaki mızrak ve süngülerin ucuna dizilmiş kesik başlarla görünce, hayretle esirlerin ve başların kime ait olduğunu onlara sordu. Esirlerin ve kesik başların kimler olduğunu anlattıklarında, rahip onlara “Ne kadar da kötü insanlarmışsınız sizler, size on bin dinar para verirsem, o başın bu gece benim yanımda kalmasına izin verir misiniz?” dediğinde “Evet, niçin olmasın?” dediler. Rahip Hz. Hüseyin’in (a.s) başını alıp yıkadı, temizledi ve bağrına basarak sabaha kadar ağladı. O gece Hz. Hüseyin’in başından gökyüzüne saçan nurları görünce de Müslüman oldu. Sabah olduğunda, askerler toparlanıp gitmek istediklerinde, o da manastırından çıkarak Ehlibeyt’e katıldı ve ömrünün sonuna kadar o hanedanın hizmetçisi oldu.”

 

(Savaik-ul Muhrika, s.199, Yenabiu’l Mevedde, c.3, s.90)

 

Hüseyin Yılmaz YURTSEVER

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın