Her Hikâyenin İki Tarafı Vardır
Hayatta duyduğumuz her söz, gördüğümüz her davranış ya da hakkında konuşulan her olay… çoğu zaman tek bir taraftan anlatılır. Oysa hakikat, hiçbir zaman tek bir yüzle var olmaz. Her hikâyenin bir de anlatılmayan, unutulan ya da bastırılan bir diğer tarafı vardır.
İnsanlar yargılar… ama çoğu kez sadece duyduğuna göre.
Kimse diğer tarafı dinlemek istemez, çünkü anlatılan versiyon daha kolaydır, daha uygundur, daha güçlü bir hikâye sunar. Ama gerçekte ne yaşandığını sadece olayın iki tarafı bilir — hatta bazen onlar bile eksik bilir, çünkü duygular da algıyı değiştirir.
Bir tartışmada sadece bir kişinin sesi yükselir, ama belki diğer kişi yıllarca sessizce kırılmıştır.
Bir ayrılıkta sadece terk eden suçlanır, ama belki de diğer taraf çoktan vazgeçmiştir.
Bir hata konuşulur, ama hataya götüren sebepler asla masaya yatırılmaz.
İşte bu yüzden hızlı yargılar, derin yaralar bırakır.
Empati kurmadan, dinlemeden, anlamadan karar vermek; karanlıkta yol aramak gibidir.
Toplum olarak unutmamamız gereken şey şudur:
Adalet sadece mahkemelerde değil, kalplerde de yerini bulmalı.
Ve her hikâyede, “bir de diğer tarafı dinleyelim” diyebilecek vicdanlı insanlara ihtiyaç var.

