Öğretmenler Günü: Türkiye’de Öğretmenliğin Asırlık Yolculuğu ve Geleceği Aydınlatan Işık

Türkiye’de öğretmenlik, tarih boyunca yalnızca bir meslek değil; toplumun vicdanını şekillendiren, kültürel belleği taşıyan, nesilleri birbirine bağlayan bir kutlu görev oldu. Medrese avlularında bilgi dağıtan müderrislerden, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerine; Köy Enstitülerinin idealist gençlerinden bugünün dijital çağ öğretmenlerine kadar öğretmenlik, her dönemin sessiz ama en güçlü devrimini gerçekleştirdi.

Osmanlı’da muallimler ve müderrisler, toplumu neredeyse bir kütüphane gibi besliyordu. 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’yle öğretmenlik ilk kez modern bir çerçeveye kavuştu; ancak gerçek dönüşüm, Cumhuriyet’in ilanıyla başladı. 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu, öğretmeni milletin yeniden kurulmasının merkezine yerleştirdi.

24 Kasım 1928’de Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmeni” unvanını alması, öğretmenliğin tarihsel yükünü ve onurunu ölümsüzleştirdi. Atatürk’ün öğretmenlere duyduğu güven, yalnızca sözlerle değil, bütün bir eğitim devriminin ruhuyla sabitlenmişti. “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” ifadesi, öğretmenliğin bu ülkedeki en yüce sorumluluk olduğunun ilanıydı.

1940’ların Köy Enstitüleri ise öğretmenliğin toplumsal dönüşümdeki rolünü zirveye taşıdı. Bu enstitülerde yetişen öğretmenler; bilgiyi toprağın bereketiyle, kültürün sıcaklığıyla, emeğin onuruyla birleştirdi. Onlar, yalnızca okuma yazma öğreten değil; köylerde üretimi başlatan, sanatı canlandıran, halkı birleştiren yol göstericilerdi.

Bugünün öğretmeni de geçmişin idealizminden izler taşır. Karşısında teknolojinin hızla büyüyen dünyası, değişen öğrenme biçimleri ve çeşitlenen toplumsal ihtiyaçlar vardır. Buna rağmen öğretmen; sabırla, inançla ve hiç sönmeyen bir özveriyle ışığını sürdürür.

Sınıfa giren her öğretmen, aslında yalnızca bir ders anlatmaz.

Bir çocuğun özgüvenini inşa eder,

Zihnindeki karanlıkları aydınlatır,

Bir toplumun geleceğine kalemle dokunur.

Bugün öğretmenler;

Çocukların adalet duygusunu yeşerten,

Bilginin kalabalığı içinde doğruyu öğreten,

Bir ülkenin kaderini satır satır yazan gizli mimarlardır.

Emeği görünmeyen ama etkisi ömür boyu süren bir görev üstlenirler. Bir öğrencinin yaşamına değdikleri anda, bazen bir sözle, bazen bir bakışla kaderini değiştirebilirler.

24 Kasım, sadece bir kutlama günü değildir.

Bu tarih, bir milletin kendi geleceğini inşa eden öğretmenlere duyduğu minnetin ifadesidir.

Onların sabrı, emeği ve fedakârlığı, Türkiye’nin en kıymetli mirasıdır.

Handan Demir — Uzman Araştırmacı Gazeteci, Yazar

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın