Fenomen, YouTuber ve TikTok Terörüne Dur Deme Zamanı!
Her gün sosyal medyada karşımıza çıkan aynı görüntüler: lüks arabalar, şatafatlı düğünler, pahalı hediyeler, kolay para kazanma hikâyeleri… Bunları yapanlar kim? YouTuber’lar, TikTokçular ve fenomenler! Kendi şöhretleri uğruna gençlerin hayallerini çalan, aile yapısını hiçe sayan bu kişiler, toplumun sinir uçlarıyla oynuyor.

Gençlerimize emek vermeyi değil, şov yapmayı; üretmeyi değil, tüketmeyi; çalışarak kazanmayı değil, “kolay yoldan zengin olmayı” öğretiyorlar. Halkın alın teriyle kazandığını aşağılayan bu şatafatlı paylaşımlar, sıradan vatandaşı küçümsemekten başka bir şey değil.
Yozlaşmanın Sahnesi: Sosyal Medya
Artık mesele sadece lüks ve gösteriş değil. YouTuber’ların reyting uğruna yaptığı sorumsuz şakalar, TikTokçuların toplum değerleriyle alay eden meydan okumaları, fenomenlerin müstehcen içerikleri… Bunlar bireysel tercih olmaktan çıkıp toplumu zehirleyen bir kültüre dönüştü.
Üstelik bununla da kalmıyor. Toplumsal hassasiyetleri hiçe sayan, çocukların gözünün önünde abartılı LGBT şovları sosyal medyada normalleştirilmeye çalışılıyor. Elbette kimsenin özel hayatına kimse karışamaz. Fakat mesele, gençleri yönlendiren teşhirler ve ahlaki değerleri aşındıran bu gösteriler olduğunda, işin rengi değişiyor.
Devletin Görevi: Denetim
Sosyal medya elbette özgürlük alanı olmalı. Ancak özgürlük, sorumluluk olmadan bir anlam taşımaz. Devletin görevi de toplumun geleceğini koruyacak bir denetim mekanizması kurmaktır.
Bugün lüks hayatı özendiren yayınlardan, çocukların gözü önünde yapılan müstehcen gösterilere; toplumsal hassasiyetleri hiçe sayan abartılı LGBT şovlarından aile yapısını tehdit eden sorumsuz içeriklere kadar pek çok örnek ortada. Böyle durumlarda devletin sessiz kalması düşünülemez.
Ve burada sadece tek bir kurumun değil, birden fazla bakanlığın eşgüdüm içinde çalışması gerekir. Ticaret Bakanlığı ekonomik boyutu denetlemeli, İçişleri Bakanlığı güvenlik ve toplumsal düzeni sağlamalı, Adalet Bakanlığı ise yaptırımları hızlı ve caydırıcı şekilde devreye sokmalıdır. Üstelik bu sürecin MASAK’la da iş birliği içinde yürütülmesi şarttır. Çünkü mesele yalnızca bireysel tercihler değil; toplumu bir bütün olarak koruma meselesidir.
Araştırmacı Gazeteci Yazar
Handan DEMİR


