Erdoğan’dan Netanyahu’ya tarihî uyarı: “Hitler özentisi tiplerin kuyruk acısı hiç geçmeyecek”

Erdoğan’dan Netanyahu’ya tarihî uyarı: “Hitler özentisi tiplerin kuyruk acısı hiç geçmeyecek”

Ortadoğu’da yeni bir söz düellosu yaşandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak, “Kudüs bizim şehrimiz Erdoğan. Sizin değil… Her zaman bizim şehrimiz olacak, bir daha bölünmeyecek” ifadelerini kullandı. Bu sözler yalnızca Türkiye’ye değil, bütün Müslüman dünyasına karşı açık bir meydan okuma olarak görüldü. Netanyahu’nun bu çıkışı, zaten gerilimli olan Kudüs meselesinde yeni bir kırılma noktası yarattı.

Netanyahu yıllardır baskıcı ve işgalci politikalarıyla anılıyor. Filistin halkına uygulanan şiddet, çocukların bile hedef olduğu saldırılar, ev yıkımları ve uluslararası hukuku hiçe sayan uygulamalar onun yönetiminin sembolü haline geldi. Kudüs’ü tek taraflı olarak “İsrail’in ebedi başkenti” ilan etme ısrarı da barışı değil, kaosu besleyen bir strateji olarak değerlendiriliyor. Gözlemcilere göre Netanyahu’nun asıl amacı, iç politikada ayakta kalmak, hakkındaki yolsuzluk dosyalarını ve başarısız politikalarını örtmek için sürekli düşman üretmek. Ancak bu siyaset, İsrail’i güçlendirmek yerine yalnızlaştırıyor ve bölgeye daha büyük zarar veriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bugün Ankara’da düzenlenen Dışişleri Bakanlığı Yerleşkesi Temel Atma Töreni’nde Netanyahu’ya sert bir yanıt verdi. Erdoğan, “Kudüs-ü Şerif’i namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz. Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız” diyerek Türkiye’nin Kudüs konusundaki kararlı tutumunu yineledi. Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde ise, “Hitler özentisi tiplerin kuyruk acısı belki de hiç geçmeyecek” sözleriyle Netanyahu’yu hedef aldı. Erdoğan, Osmanlı’nın dört asır boyunca Kudüs’e sahip çıktığını hatırlatarak, Türkiye’nin bu konudaki tarihsel sorumluluğuna vurgu yaptı. Ayrıca Kudüs’ün yalnızca Müslümanlar için değil, Hristiyan ve Museviler için de kutsal olduğunu belirterek, tek taraflı sahiplenme girişimlerinin kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

Tarih, baskıyla hükmeden liderlerin sonunu defalarca göstermiştir. Adolf Hitler, milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olduktan sonra Berlin’de kendi sığınağında intihar etti. Mussolini, faşist rejimiyle halkını savaşlara sürükledi ve sonunda kendi halkı tarafından yakalanıp kurşuna dizildi. Saddam Hüseyin, Irak’ı yıllarca demir yumrukla yönettikten sonra yakalanıp idam edildi. Kaddafi, Libya’da 42 yıl süren zulmün ardından linç edilerek öldürüldü. Romanya’nın diktatörü Çavuşesku da karısıyla birlikte kurşuna dizilerek tarihe geçti. Hepsinin ortak noktası, baskıyla iktidarda kalmaya çalışmaları ve aynı şekilde hisranla sona ermeleriydi.

Bugün Netanyahu’nun Kudüs üzerinden sergilediği tavır da bu tarihî örnekleri hatırlatıyor. Halkların inancıyla, özgürlüğüyle oynayan, işgali ve baskıyı araç haline getiren hiçbir liderin sonu hayırlı olmadı. Zulümle var olmaya çalışanların sonu er ya da geç hüsranla biter. Netanyahu’nun baskıcı siyaseti de onu aynı akıbetten kurtaramayacak. Hitler nasıl ki tarihe kara bir leke olarak geçtiyse, Netanyahu da aynı yolda ilerliyor. Tarihin ibretlik sayfaları bir kez daha gösteriyor ki, adaletin karşısında zulmün sonu yoktur.

EHA Ankara Temsilcisi

Uzm. Arş. Gazeteci

Handan Demir

 

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın