Dert Etme
Hayat…
İlk nefesle başlar. Ayağımızın yere değmesiyle devam eder.
Adına “gün” dediğimiz ve yarın ne getireceğini bilmediğimiz zamanlardan oluşur.
Aslında hayat, bize verilen bir yol azığı gibidir. Herkes payına düşeni alır ve bir süre yürür. Kimi uzun, kimi kısa… Ama herkes kendi yolunda ilerler.
Başlangıçta her şey sıradan görünür. Sonra bir an gelir ve hayat gerçek yüzünü gösterir. Tıpkı dünyaya ilk gözümüzü açtığımız an gibi. Sanki bir perde açılır ve “Oyun başlıyor” denir.
Biz de o sahneye çıkarız.
Herkes kendi hikâyesini yazar. Kimi hüzünlü bir rol seçer, kimi neşeli. Kimi sessizce taşır içindekileri, kimi yüksek sesle anlatır. Çoğu zaman alkışın kendisine olduğunu düşünür insan. Oysa insanlar, kendi duygularını buldukları hikâyeleri alkışlar.
Peki sen kendini hangi anında alkışladın?
Kalbin kırıldığında mı?
Hayal kırıklığında mı?
Yoksa bir gün durup kendine “Dert etme” diyebildiğinde mi?
En zor şey, bu hayatta gerçekten kendin olabilmektir. Çünkü çoğu zaman başkalarının beklentilerine göre yaşarız. Onların onayını bekler, onların alkışını duymak isteriz. Ama asıl önemli olan, kendi iç sesini duymaktır.
Kendini bul.
Özüne dön.
Kendi sahneni kendin kur.
Kimsenin seni alkışlamasını bekleme. Çünkü sen zaten özelsin. Bu hayata gelişin bile bunun kanıtı. Eğer özel olmasaydın, bu sahnede yerin olmazdı.
Unutma, hikâyenin kahramanı sensin.
İlk alkışı da en çok sen hak ediyorsun.
Ve bazen hayatın içindeki en güçlü cümle şudur:
Dert etme.
Güller ÇETİNKAYA

