DEDEMİN EDEBİYAT DEFTERİ 1

10. sınıfta okuyan Yusuf hafta sonu dedesini ziyaret edecekti. Hem ziyaret hem de fikirlerinden istifade etmek istiyordu. Çok merak ettiği edebiyat defterinde neler yazılı idi.

10. sınıfta okuyan Yusuf hafta sonu dedesini ziyaret edecekti. Hem ziyaret hem de fikirlerinden istifade etmek istiyordu. Çok merak ettiği edebiyat defterinde neler yazılı idi. Not almak için de defterini yanına aldı ve yola koyuldu Yusuf. Dedesinin evi yürüme mesafesindeydi. Dedesinin bilge kişiliği, anlattığı hikayeleri, okuduğu şiirleri, evdeki kitaplığı Yusuf’ta dedesine karşı hayranlık duymasını sağlamıştı. Eve vardı. Dedesinin halini hatırını sordu. Elini öptü ve dedesinin defterini getirmesi için beklemeye koyuldu.

Derken seslendi Ahmet dedesi defterini de alarak :

-Nasılsın Yusuf görüşmeyeli?

-İyiyim Ahmet dede. Sorularım karşısında öğreneceğim bilgiler ile daha da bir iyi olacağım.

-Ne öğrenmek istiyorsun sor bakalım evladım?

-Dede; bunca yıl kitaplar okudun, yazarlar tanıdın, şairler dinledin. Edebi meclislerde bulundun. Divanlara katıldın. Hatırında kimler nasıl kaldı? Edebiyat defterine kimlerin sözlerini not aldın? Benimle paylaşabilir misin?

-Yusuf evladım öncelikle merakın beni mutlu etti. İlmin hocası meraktır. Boşa denmemiş. İyi yaptın sormakla. Ayrıca edebiyat defterim benim için çok kıymetlidir. Keyifle seninle paylaşacağım.

Şimdi zaman atına binip biraz geçmiş zamana gidecem. Gönlüme, zihnime işlenenleri,

Defterime nasıl not düşmüşüm..

Sözlere, yazılara, şiirlere hayranlığımın ne şekilde başladığını anlatayım öncelikle. Köyde büyüklerimizin bulunduğu bir mecliste bir büyüğümüzden Yunus Emre’nin bir şiirini dinlemiştim.

Sözleri adeta çarpmıştı beni. Sonrasındaki tüm güzel sözleri de bu şiir sayesinde sevdim. Kafiyeli ifadeler hoşuma gitmişti. Ruhumda güzel bir iz bırakmıştı.

Şöyle diyordu Yunus:

 

Hoştur bana senden gelen:

Ya hilat-ü yahut kefen,

Ya taze gül, yahut diken..

Kahrın da hoş lütfûn da hoş.

 

İster ağlat, ister güldür

İster şad et, ister öldür

Miskin Yunus sana kuldur

Narın da hoş, nurun da hoş.

 

İlahi sevginin, yürekte işlenmesi ile beraber bu tevekkül ifadesi hoşuma gitmişti.

Sonrasında nerde güzel bir söz söyleyen görsem şiir okuyan birini duysam dikkatimi çeker, onları dinlemek hoşuma giderdi.

 

Darası alınmış sözlerin şiir olduğunu da çok sonradan öğrenmiştim. Şairler ve yazarlar, şehitler gibi özel insanlar bence. Bir sokak lambası, sokakları aydınlatır. Şairler ve yazarlarda bir toplumu; düşünce ve fikirleri ile aydınlatırlar. Onun için şair ve yazarlar benim dünyamda çok kıymetlidirler.

 

Yunus Emre 13.yüzyılda yaşamış ama düşünceleri, söylemleri ile hala günümüze ışık tutmaktadır. Dertli gönüllerin gönlüne su serpmiştir..

Okulda her ders kitabında bulunan istiklal marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’a ne demeli peki?

Yeri gönlümde ve defterimde çok ayrıdır.

İstiklal marşı için gönderilen 724 şiir içinde yazdığı şiir birinci seçilmiştir. Mümtaz bir şahsiyet, kul Akif diye not almışım. Bir söyleminde “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol; yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.” Diyerek çalışmanın önemini veciz bir şekilde ne güzel ifade etmiştir.

Zalimi asla sevemem şiir sözleri ise dillere pelesenk olmuştur.

 

 

 

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu

İrticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?

 

En çok satışı yapılan şiir kitabı olan “Hasretinden prangalar eskittim “ şiir kitabının yazarı Diyarbakır’ lı Ahmet Arif’in Anadolu şiiri de defterimde yerini almış. Sanırım şiirin bu bölümüne hayranlık duymuşum.

Kızlarım,

Oğullarım var gelecekte,

Her biri vazgeçilmez cihan parçası.

Kaç bin yıllık hasretimin goncası,

Gözlerinden,

Gözlerinden öperim,

Bir umudum sende,

Anlıyor musun ?

Bir babanın evladı için taşıması gereken umut ifadeleri bu olmalı diye not düşmüşüm.

 

Şair ve yazarlar çok farklı. Her biri farklı kaynaklardan beslenmişler, farklı temalara yoğunlaşmışlar. farklı coğrafyalarda büyümüşler. Ama gönüllere, zihinlere, evlerimizdeki kütüphanelere misafir olmuşlar.. Ne iyi etmişler değil mi?

 

Yusuf sayende defterimde uzun süredir okumadığım babama yazdığım şiiri de gördüm istersen onu da okuyup bugün ki edebiyat saatini tamamlayalım. Gençlik döneminde yazdığım bu şiirin yeri bende farklıdır.

Hazır mısın dinlemeye Yusuf?

-Evet dede heyecanla okumanızı bekliyorum.

-Belki tamamını okuyamam ama bir kesit sunabilirim. Çünkü ne zaman okusam bir parça nemlenir gözlerim. Kalbim üzülür gözüm yaşarır. Özlemim söz olur dile gelir.

 

Ellerimizdeki sıcaklık, kalbimizdeki sevgiydin Baba..

Hayat yolculuğumuzda her şeyimizdin.

Biz Seni yokluk günlerinde sevmiştik baba..

Şimdi o günleri arıyor ve özlüyorum baba..

Toprak kokulu evimizi, seni, kardeşlerimi, çocukluğumu özlüyorum baba..

Sen gidince cihana küs kaldı mahzun düşlerim.

Sana anlatamadığım, paylaşamadığım, dillendiremediğim hasretlerimi de alıp gittin baba..

Sen gideli oyun dışına atılmış bir çocuk gibiyim..

Sen gideli kafese bırakılmış bir kuş gibiyim..

Sen gideli bir yanım buruk, bir yanım hep yetim kaldı baba..

Her kabrini ziyarette sana şu duayı yaparım.

Kabrin; sevgim ve özlemim kadar nurla dolsun.

Ey sırtımda ki dağ! Ey cennetin orta kapısı!

Hiçbir zaman ödeyemeyeceğim hakkını helal et Baba!!

Kemali hürmetle ellerinden öperim.

-Kalemine ve ağzına sağlık dede. Benim için güzel bir saat oldu. Teşekkür ederim. Edebiyat saati için bir daha gelecem. Diyerek ayrıldı Yusuf.

 

Edebiyatçı

Yazar: Mahmut Altunhan

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın