Cennet Ablalarında Ayaklarının Altında Olmalı

Cennet Ablalarında Ayaklarının Altında Olmalı

Toplumumuzda sıkça duyduğumuz bir söz vardır: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Bu söz, anneliğin fedakârlığını ve kutsallığını anlatır. Ancak hayatın içinde sessizce başka bir fedakârlık daha vardır: ablalık. Belki de bu yüzden insan bazen düşünmeden edemiyor; ablaların ayaklarının altı için de bir cennet daha olmalıydı.

Birçok ailede abla olmak sadece büyük kardeş olmak değildir. O, çoğu zaman ikinci bir anne olur. Anne çalışırken kardeşine yemek yediren, ödevine yardım eden, gece korktuğunda onu sakinleştiren kişi çoğu zaman abladır. Kendi çocukluğunu yarıda bırakıp kardeşlerinin çocukluğunu koruyan görünmez bir kahramandır.

Bazı ablalar hiç çocuk olamadı. Daha oyuncaklarıyla oynaması gereken yaşta kardeşine bakmayı öğrendi. Okuldan gelince dinlenmek yerine mutfağa girdi, kardeşinin saçını taradı, onun gözyaşını sildi. Oysa o da bir çocuğun şefkatine, oyununa ve özgürlüğüne sahip olmayı hak ediyordu.

Ablalık çoğu zaman alkışlanmaz. Kimse “iyi ki varsın” demeyi aklına getirmez. Çünkü yaptıkları görev gibi görülür. Oysa ablanın verdiği emek, kardeşinin hayatına dokunan sessiz bir sevgi hikâyesidir. Kardeşinin başarısında, güveninde ve mutluluğunda onun payı büyüktür.

Belki de bu yüzden insanın içinden şöyle demek gelir:

Eğer annelerin ayaklarının altındaysa cennet, ablaların ayaklarının altı için de bir cennet daha olmalıydı. Çünkü onlar kardeşlerine annelik yaptılar. Çünkü onlar çoğu zaman kendi çocukluklarını kardeşlerinin çocukluğu için feda ettiler.

Ablalar…

Sessiz fedakârlığın, görünmeyen emeğin ve karşılıksız sevginin adıdır.

Remziye Bürlükkara Eker

 

Ali Bozkurt

Related Articles