“Bir hilal uğruna…”

“Bir hilal uğruna…”

Bazı cümleler vardır; sadece söylenmez, hissedilir. “Bir hilal uğruna” da tam olarak böyledir. Kelimelerin ötesine geçen, bir milletin hafızasında yer etmiş, fedakârlığın, inancın ve adanmışlığın özeti hâline gelmiş bir ifadedir bu.

Hilal… Gökyüzünde ince bir çizgi gibi görünür belki ama yeryüzünde koca bir anlam taşır. Bir bayrağın kıvrımında dalgalanır, bir askerin yüreğinde büyür, bir annenin duasında sessizce yükselir. Ve o uğurda verilenler… İşte asıl mesele orada başlar.

Tarih dediğimiz şey, aslında “bir hilal uğruna” göze alınanların hikâyesidir. Kimi zaman cephede, kimi zaman yoklukta, kimi zaman da sessiz bir direnişte yazılır bu hikâye. Adı bilinen kahramanlar kadar, adı hiç anılmayanların da emeği vardır o hilalin altında. Çünkü fedakârlık çoğu zaman alkışla değil, sessizlikle büyür.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, bize emanet edilen değerlerin ne kadar ağır bir bedelle kazanıldığını daha iyi anlıyoruz. Ve belki de en zor soru şudur: Biz o hilalin hakkını ne kadar verebiliyoruz?

Çünkü mesele sadece geçmişte verilen mücadeleleri anmak değil; o ruhu bugüne taşıyabilmektir. Adaletli olmakta, dürüst kalmakta, birbirimize sahip çıkmakta… Kısacası insan kalabilmekte gizlidir o uğurda yaşamak.

“Bir hilal uğruna” denildiğinde akla sadece savaş meydanları gelmemeli. Bazen bir öğretmenin öğrencisi için verdiği emek, bazen bir gencin hayallerine rağmen doğru olanı seçmesi, bazen de bir toplumun birlikte ayakta kalma çabasıdır bu uğur.

Hilal, sadece gökyüzünde değil; vicdanlarda da doğar. Ve onu ayakta tutan şey, geçmişteki fedakârlıklar kadar bugünkü sorumluluklarımızdır.

Belki de en doğrusu şudur: O hilal için ölmek kadar, onun altında hakkıyla yaşamak da bir o kadar kıymetlidir.

Ve biz, her yeni günde kendimize şunu sormalıyız: “Ben bugün, o hilalin altında yaşamayı ne kadar hak ettim?”

Bu vesilesiyle tüm Şehitlerimizi Rahmetle anıyor, Gazilerimize Hürmetlerimi sunuyorum.

Ali Bozkurt

Related Articles