Nusaybin’de Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırı, yalnızca bir kamu malına zarar verme eylemi değildir. Bu tür girişimler, bir milletin ortak değerlerine, tarihine ve birlikte yaşama iradesine yönelmiş sembolik saldırılardır. Ay yıldızlı bayrak, bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın ortak hafızasını, bedel ödeyerek kazanılmış bağımsızlığı ve ortak geleceğini temsil eder.
Bayrağa uzanan her el, aslında toplumsal huzuru ve birliği hedef alır. Ancak bu tür provokasyonlar, amaçlandığının aksine toplumu bölmek yerine, ortak değerler etrafında kenetlenmeyi de beraberinde getirir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve bu tür eylemlerin karşılığı, öfke ya da linç kültürü değil; adalet ve hukuk mekanizmalarıdır.
Nusaybin, tarihi boyunca farklı kültürlerin birlikte yaşadığı, kadim bir Anadolu kentidir. Bu şehrin adı, provokasyonlarla değil; kardeşlik, emek ve barışla anılmalıdır. Bayrağı hedef alanlar, Nusaybin’i ve bu ülkenin insanlarını temsil etmemektedir.
Toplum olarak yapılması gereken, provokasyonlara kapılmadan, ortak sembollerimize sahip çıkarken aynı zamanda hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Çünkü bayrak, ancak onu akılla, adaletle ve birlik ruhuyla savunduğumuzda gerçek anlamını korur.

