ÂLİ'Yİ ALLAH ÜSTÜN VE FAZİLETLİ KILDI...!!!
Rivayet zinciriyle, Cabir bin Abdullah’tan, Selman-ı Farisi’den (Allah ondan razı olsun) rivayetle,
şöyle demiştir: Ebu Bekir, Ömer ve Osman, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) huzuruna çıktılar ve dediler ki: Ey Allah’ın Resûlü, neden her işte Ali’yi bize tercih ediyorsun, ama biz onda hiçbir üstünlük görmüyoruz?
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle buyurdu:
Ben onu tercih etmedim, bilakis Allah onu tercih etti.
Delili nedir diye sordular.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle buyurdu:
Eğer benim davetimi kabul etmezseniz, ölüler arasında Ashab-ı Kehf’ten daha doğru sözlü kimse yoktur. Sizi ve Ali’yi sırtımda taşıyacağım ve Selman’ı da Ashab-ı Kehf’e karşı şahit tutacağım, ta ki onlara selam verinceye kadar. Allah kimi diriltir ve O’nun çağrısına icabet ederse, o en hayırlısıdır.
“Biz razıyız” dediler. Bunun üzerine ortaya bir kilim serdi ve Ali’yi çağırıp kilimin ortasına oturttu. Her birini bir köşeye, Selman’ı da dördüncü köşeye oturttu.
Sonra, “Ey rüzgâr, onları Ashab-ı Kehf’e götür ve bana geri getir” dedi.
Rüzgâr kilimin altına girdi ve bizi taşıdı ve aniden büyük bir mağaraya ulaştık ve üzerine konduk.
Emîn-i Mü’minîn (as) dedi ki: “Ey Selman, burası mağara ve kitabe. Halka söyle, öne çıksın, yoksa ben öne çıkarım.”
“Öne çıkarız” dediler. Her biri ayağa kalktı, namaz kıldı ve dua etti.
Topluluk “Esselamu aleyküm ey Ashab-ı Kehf” dedi. Kimse karşılık vermedi.
Onlardan sonra, Emîn-i Mü’minîn (as) ayağa kalktı, iki rekat namaz kıldı ve dua etti. Mağara haykırdı ve içeridekiler telbiye çektiler.
Emîr-i Mü’minîn (s.a.v.) sonra şöyle buyurdu: “Ey Rablerine iman eden ve Allah’ın hidayetini arttırdığı gençler, size selam olsun.”
Onlar, “Ey Allah’ın Resulü’nün (s.a.v.) kardeşi ve onun halefi, ey Mü’minlerin Emiri! Allah, Allah’a ve Resulü Muhammed’e (s.a.v.) imanımızdan sonra, kıyamete kadar sana biat etmemiz için bizden söz aldı, ey Mü’minlerin Emiri.” dediler.
İnsanlar yüzüstü yere kapanıp, “Ey Ebû’l-Hasan, bizi geri götür.” dediler.
“Ey rüzgâr, bizi Allah’ın Resulü’ne (s.a.v.) götür ve bizi taşı, artık onun huzurundayız.”
Resûlullah (s.a.v.) olan biteni onlara anlattı ve şöyle buyurdu: “Bu, bana bunu haber veren sevgili Cebrail’dir.”
Onlar, “Şimdi Ali’nin bize olan üstünlüğünü sizden değil, Yüce Allah’tan biliyoruz.” dediler…!!!
Hüseyin Yılmaz YURTSEVER

