Başka Hayatlar, Bu Hayatın Dostlukları

Başka Hayatlar, Bu Hayatın Dostlukları/Remziye EKER

İnsan, varoluşunu anlamlandırmaya çalışırken sık sık “başka hayatlar” fikrine tutunur. Belki geçmişte yaşanmış, belki de henüz yaşanmamış ihtimaller… Kim bilir, belki de ruhumuz farklı zamanlarda, farklı bedenlerde başka hikâyelere misafir olmuştur. Ancak şu bir gerçek ki, hangi hayatın parçası olursak olalım, her yaşam kendi sınırları ve dokunulmazlıklarıyla var olur.

“Başka hayatlardayken başka hayata dokunulmaz” düşüncesi, aslında insanın kaderine ve yaşam çizgisine duyduğu saygıyı ifade eder. Her birey, kendi yolculuğunu yaşamakla yükümlüdür. Müdahale edilemeyen, değiştirilemeyen o alan; hayatın gizemini ve değerini artırır. Belki de bu yüzden geçmişe dönüp bir şeyleri değiştiremeyiz ya da başka bir hayatın içine bilinçli bir şekilde dahil olamayız.

Ama tüm bu sınırların içinde, bize sunulmuş çok kıymetli bir alan vardır: Bu hayat.

İşte tam da burada, dostluklar ve arkadaşlıklar devreye girer. Aynı zaman diliminde, aynı dünyayı paylaşan insanlar olarak birbirimizin hayatına dokunabiliriz. Bir dostun omzuna başını yaslamak, bir arkadaşla kahkaha atmak ya da hiç tanımadığın birine içten bir tebessüm etmek… Bunlar küçük gibi görünse de insan hayatının en büyük anlam kaynaklarıdır.

Bu hayatın en güzel yanı, seçimlerimizin hâlâ bizim elimizde olmasıdır. Kimi hayatımıza alacağımız, kiminle yol yürüyeceğimiz, kiminle anılar biriktireceğimiz… Hepsi bizim kararlarımızla şekillenir. Belki başka hayatlara müdahale edemeyiz ama bu hayatta kurduğumuz bağlarla kendi dünyamızı güzelleştirebiliriz.

Sonuç olarak, geçmişin ya da alternatif hayatların gizemine kapılıp bugünü kaçırmak yerine, şu an sahip olduğumuz ilişkilerin kıymetini bilmek gerekir. Çünkü belki de gerçek mucize, başka hayatlara dokunamamak değil; bu hayatta birbirimize gerçekten dokunabilmektir.

Remziye Bürlükkara Eker

Ali Bozkurt

Related Articles