Mevsimler Gibi Değişimler
İnsan hayatı, mevsimler gibi değişir. Kimi zaman sert bir kışın ortasında kalırız, kimi zaman içimizi ısıtan bir baharın tam ortasında. Bu yolculukta karşımıza çıkan insanlar ise bu mevsimlerin en belirleyici unsurlarıdır. Bazıları hayatımıza dokunduğu anda içimizde çiçekler açtırır, bazılarıysa sadece gelip geçer ne iz bırakır ne de hatırlanmaya değer bir anlam.
Ömrüne bahar getiren insanlar, varlıklarıyla insanın iç dünyasını aydınlatanlardır. Onların yanında zaman daha yumuşak akar, yükler hafifler, umut kendiliğinden yeşerir. Bu insanlar çoğu zaman büyük sözler söylemez; küçük ama samimi dokunuşlarıyla hayatı güzelleştirirler. Bir bakış, bir anlayış, bazen sadece sessiz bir eşlik bile insanın içindeki karanlığı dağıtmaya yeter.
Buna karşılık, hayatımızdan gelip geçen pek çok kişi vardır ki varlıklarıyla yoklukları arasında neredeyse hiçbir fark yoktur. Onlar ne kalpte yer eder ne de zihinde iz bırakır. Sadece zamanın akışı içinde birer gölge gibi belirir ve kaybolurlar. İşte bu yüzden insan, herkesi aynı yerde tutmamalıdır. Çünkü her karşılaşma bir değer taşımaz, her insan bir anlam katmaz.
Yaşamın gerçek zenginliği, sayıca çok insan tanımakta değil; doğru insanları tanıyabilmektedir. Ömrüne bahar getirenleri fark edebilmek, onları hayatında tutabilmek ve kıymetlerini bilmek, insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biridir. Çünkü hayat zaten yeterince zor ve karmaşıkken, onu güzelleştiren insanları görmezden gelmek büyük bir kayıptır.
Sonuç olarak, insan hayatında bir seçim yapmak zorundadır: Ya gelip geçen kalabalıkların içinde kaybolacak ya da ruhuna dokunan, içini ısıtan insanlara yönelerek gerçek bir anlam bulacaktır. Çünkü geriye dönüp bakıldığında hatırlananlar, sadece ömrüne bahar getirenlerdir. Diğerleri ise gerçekten de “ha var ha yok”tur.
Faruk KAVAKLI

