İsmail Hakkı ÜNLÜ
Bu Ramazan’da da katil İsrail ve ortakları Filistin semalarına bomba yağdırırken; kalbi kararan bazı insanlar onların ürünlerini satın alarak bu zulme sessiz bir ortaklık kurmayı sürdürdü. Kimileri iradesine yenildi, kimileri karakterinin gerçek yüzünü gösterdi; kimileri ise iki yüzlülüğün perdesine sığınıp hakikati gizlemeyi tercih etti.
Televizyon ekranları da bu Ramazan’da boş durmadı. İftar sofralarının baş köşesine reklamların cazibesiyle o “malum” içecekleri yerleştirirken; Müslümanlığı, Gazze’nin acısını, orucun ruhunu ve imanın hakikatini gündemden sinsice uzaklaştırdı. Böylece bir kez daha anlaşıldı ki Ramazan’daki açlık yalnızca mideyle ilgili değildir; asıl mesele, kalbin ve ruhun açlığıdır.
Bazı sofralarda helal kazancın bereketi ve paylaşmanın huzuru her lokmada çoğalırken; bazı sofralarda ise kan ve gözyaşı “lıkır lıkır” içildi. O sofralara bulaşan lekeleri temizleyecek deterjanın icat edilmediği er – geç öğrenilecektir elbet…
Dünyanın dört bir yanında İslam’a yöneliş artarken, orucun maddi ve manevi faydalarını anlatan bilimsel çalışmalar çoğalırken; ne yazık ki yurdumuzda İslam’dan, orucun hikmetinden ve hatta karşılıklı saygının asgari ölçüsünden uzaklaşanların sayısı ürkütücü bir hızla çoğalmaktadır.
İftarda pide kuyruklarında sigarasını tüttürerek bekleyenlerin, lüks iftar sofralarına gözünü kırpmadan binlerce lira harcayanların; çevresinde fitre verecek bir ihtiyaç sahibi bulamaması, savrulan hayatların acı bir yansımasıdır.
Sadaka, fitre ve zekâtın doğru yere ulaşması da bir hak ediş meselesidir. Ne yazık ki bazı yapılar; Jandarma Vakfı, Mehmetçik Vakfı, Kızılay, İHH ve Diyanet Vakfı gibi dünya çapında milyonlara ulaşan kuruluşların toplamından daha fazla kaynak toplayabilmektedir. Oysa devletin tüm imkânlarıyla desteklenen, sayıları sınırlı olan lösemili çocuklar üzerinden toplanan bu devasa kaynakların akıbeti çoğu zaman sisler arasındadır. Basiretini kaybedenler ise bu yapılara destek vermeye devam etmektedir.
Dikkatle bakan, ok-u takip eden ; bu yapıları yönetenlerin gerçek niyetini de görecektir. Bu yapıların gönüllü reklamlarında boy gösterenlerin kimler olduğu da yine aynı dikkatle bakıldığında anlaşılacaktır.
Ekonomik sıkıntılar içinde yaşayanlar çorbasına ekmek doğrayıp şükrederken; manevi açlığı zirveye ulaşmış “tok açlar” hem orucun anlamını yitirdi hem de inkârlarında ısrar etti.
Unutulmamalıdır ki: Bereketin olduğu yerde kuzular, israfın olduğu yerde ise köpekler çoğalır… (2025 – İHÜ)
Ey Güzel Allah’ım;
Bu Ramazan’da da bizi affet, bağışla ve dualarımızı ve ibadetlerimizi kabul et ne olursun…

