Değer Vaktinde Bilinmeli

Hayat, avuçlarımızın arasından kayıp giden ince bir kum tanesi gibidir. Sıkı tuttukça azalır, fark etmedikçe tükenir. İnsan çoğu zaman sahip olduklarının kıymetini, onları yitirdiğinde anlar. Oysa bazı kayıpların telafisi yoktur; bazı özürler gecikir, bazı sevgiler söylenmeden kalır.

Bir annenin sessizce hazırladığı sofrada, bir babanın yorgun ama gururlu bakışında, bir dostun omzumuza dokunan elinde saklıdır hayatın gerçek değeri. Fakat biz, çoğu zaman uzağı ararken yakını görmeyiz. “Nasıl olsa vakit var,” deriz. Oysa vakit, en acımasız öğretmendir; dersi önce yaşatır, sonra öğretir.

Cahit Sıtkı Tarancı “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder” dediğinde, yalnızca bir yaşı değil, insanın geçip giden ömrünü hatırlatır. Zamanın omuzlarımıza sessizce yüklediği yılları fark ettiğimizde, geride bıraktığımız ihmalleri de görürüz. Söylenmemiş “seni seviyorum”lar, ertelenmiş ziyaretler, yarım kalmış sarılmalar… Hepsi kalbimizin bir köşesinde sızlayan bir hatıraya dönüşür.

Ve Yunus Emre’nin dediği gibi, “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” Dünya gerçekten kimseye kalmaz ne kırgınlıklarımıza ne de gururumuza. O hâlde neden sevgimizi erteleyelim? Neden teşekkür etmeyi, affetmeyi, sarılmayı sonraya bırakalım?

Bir gün son kez görüşeceğimizi bilmeden vedalaşırız bazen. Son kez duyacağımız bir sesi, sıradan bir gün sanarak geçiştiririz. Hayatın en büyük yanılgısı da budur: Hep bir “yarın” var sanmak. Oysa bazı yarınlar hiç gelmez.

Değer; gösterildiği an güzeldir. Sevgi; söylendiği an anlamlıdır. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı fark etmek, yaşlı bir elin titrek sıcaklığını hissetmek, dostun sessizliğinde bile yanında olmak… İşte hayatın özü budur. Büyük başarılar, görkemli sözler değil; küçük ama samimi anlar kalır geriye.

Belki de yapmamız gereken tek şey, bugün elimizde olanın farkına varmaktır. Yanımızda oturan insanın, içtiğimiz çayın, aldığımız nefesin… Çünkü hayat, fark edenler için derin; erteleyenler için kısadır.

Ve en çok da şu gerçeği hatırlamak gerekir: Değer, vaktinde bilinmediğinde pişmanlığa dönüşür. Oysa zamanında verilen bir sevgi, bir teşekkür, bir sarılma; ömrün en kıymetli hatırası olabilir.

 

Ali Bozkurt

Related Articles