Üslup Muhataba Göre Şekil Alır

İnsan, konuşan bir varlıktır; fakat insanı insan yapan yalnızca konuşabilmesi değil, nasıl konuştuğudur. Söylenen sözün içeriği kadar, hatta kimi zaman ondan da fazla, o sözün hangi üslupla dile getirildiği belirleyici olur. Bu noktada “üslup muhataba göre şekil alır” ifadesi, iletişimin merkezine empatiyi yerleştiren temel bir ilke olarak karşımıza çıkar.

Üslup, en genel anlamıyla bir düşüncenin dile geliş biçimidir. Ancak bu tanım, üslubun dinamik ve bağlamsal yönünü tek başına açıklamaya yetmez. Çünkü üslup sabit bir özellik değil; konuşan, dinleyen ve içinde bulunulan durumun ortak üretimidir. Aynı kişi, aynı düşünceyi farklı muhataplara aktarırken bilinçli ya da bilinçsiz olarak üslubunu değiştirir. Bu değişim bir tutarsızlık değil, aksine sağlıklı iletişimin göstergesidir.

Günlük hayatta bu duruma sıkça tanık oluruz. Bir arkadaşımıza kullandığımız samimi ve rahat dil ile bir öğretmenimize ya da resmî bir yetkiliye hitap ederken benimsediğimiz ölçülü ve mesafeli dil birbirinden farklıdır. Söylenen şey özünde aynı olsa bile kelime seçimi, cümle yapısı ve ton değişir. Çünkü muhatabın yaşı, konumu, bilgi düzeyi ve bizimle kurduğu ilişki biçimi, üslubun sınırlarını belirler. Muhatabı yok sayarak kurulan bir dil, iletişim kurmaktan çok konuşanın kendini ifade etme çabası olarak kalır.

Bu bağlamda üslup, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik bir sorumluluktur. Karşımızdakini incitmeden, dışlamadan, küçümsemeden konuşabilmek; dilin gücünü karşı tarafı bastırmak için değil, anlamaya ve anlatmaya hizmet edecek şekilde kullanabilmek üslup bilincini gerektirir. Sert bir gerçeği yumuşak bir dille ifade etmek ya da samimi bir ortamda aşırı resmiyetten kaçınmak, muhatabın duygusal ve zihinsel durumunu gözetmenin bir sonucudur.

Edebiyat ve hitabet alanında da üslubun muhataba göre şekillenmesi temel bir ilkedir. Bir yazar, eserini kaleme alırken hayalî de olsa bir okur kitlesini göz önünde bulundurur. Çocuk edebiyatında sade ve somut bir dil tercih edilirken, felsefî metinlerde daha soyut ve kavramsal bir anlatım öne çıkar. Aynı şekilde bir hatip, konuşmasını dinleyici kitlesinin beklenti ve birikimine göre düzenler. Aksi hâlde söz, anlamını yitirir; hatta yanlış anlaşılmalara yol açar.

Dijital çağda üslup meselesi daha da karmaşık bir hâl almıştır. Sosyal medya, yazılı iletişimi hızlandırırken bağlamı büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Kimin neyi, hangi niyetle söylediği çoğu zaman belirsizdir. Bu durum, üslup kazalarına zemin hazırlar. Yüz yüze söylendiğinde sorun yaratmayacak bir ifade, yazılı ve bağlamsız hâliyle kırıcı veya sert algılanabilir. Bu nedenle dijital iletişimde muhatabı daha dikkatli gözeten, ölçülü ve açıklayıcı bir üslup benimsemek her zamankinden daha önemlidir.

“Üslup muhataba göre şekil alır” sözü, nihayetinde insan ilişkilerinin temelinde yatan empatiyi hatırlatır. Karşımızdakini anlamaya çalışmak, onun dünyasına kulak vermek ve dili buna göre biçimlendirmek; iletişimi bir güç gösterisi olmaktan çıkarıp bir anlam paylaşımına dönüştürür. Üslup, yalnızca kelimelerin dizilişi değil, aynı zamanda konuşanın niyetinin aynasıdır. Muhatabını gözeten bir üslup ise, saygının ve inceliğin en somut göstergesidir.

Faruk Kavaklı

Ali Bozkurt

Related Articles