Vicdansız Olmak Anlıktır, Ama Yürekli Olmak Sonsuzdur
İnsan, hayatın akışı içinde defalarca seçim yapmak zorunda kalır. Bu seçimlerin bazıları küçük görünür; bir söz, bir bakış, bir suskunluk… Ancak bu küçük anlar, insanın vicdanını ya da yüreğini ortaya koyar. Vicdansızlık çoğu zaman anlıktır; öfkeyle, korkuyla ya da çıkar kaygısıyla ortaya çıkar. Yüreklilik ise süreklilik ister, zamanla derinleşir ve insanın karakterine dönüşür.
Vicdansız davranışlar genellikle geçici duyguların ürünüdür. Kişi o an kendini korumak, haklı çıkmak ya da sorumluluktan kaçmak ister. Bu yüzden başkasının acısını görmezden gelmek kolaydır. Vicdan, susturulabilir; fakat bu susturuluş kalıcı değildir. Zaman geçtikçe yapılan haksızlık, insanın içinde bir yük olarak büyür.
Yürekli olmak ise bedel ödemeyi göze almayı gerektirir. Haksızlığa karşı durmak, susmamayı seçmek, yalnız kalmayı kabullenmek her insanın harcı değildir. Yürek, anlık bir cesaret değil; değerlerden beslenen bir duruştur. Bu duruş, zamanla insanın varoluşuna işlemiş bir kimlik haline gelir.
Vicdansızlık unutulabilir, hatta geçici olarak kazanç sağlayabilir. Ancak yüreklilik iz bırakır. Bir insanın yüreğiyle yaptığı bir iyilik, bazen yıllar sonra bile başkasının hayatına ışık olur. Çünkü yürek, zamanla aşınmaz; aksine paylaşıldıkça çoğalır.
Sonuç olarak, vicdansızlık bir anın zayıflığıdır; yüreklilik ise insanın sonsuzluğa bıraktığı izdir. İnsan, geçici olanı seçebilir; ama kalıcı olan her zaman yürekle olandır.

