SATRANÇ TAHTASINDA 17. PİYON

Kendime en büyük itirafımdır bu: Kimsenin “en sevdiği” değilim.

Herkesin gönlünde bir “vazgeçilmez” vardır belki ama sahibi olduğum öyle bir taht yok.

Kimse için “günün ilk akla geleni”, “gecenin son duası” değilim.

Kaybetmekten korktuğu biri de olamadım kimsenin.

Varlığım bir şey katmadığı gibi, yokluğum da bir boşluk yaratmadı.

Aranılan, merak edilen, özlenilen hiç değilim.

Gördüm ki; bensiz de olabiliyor her şey…

Ben eksilince sistem bozulmuyor, oyun durmuyor.

Dünya bensiz de dünya…

 

Meğer ben bu koca hayatta, satranç tahtasındaki 17. piyonmuşum.

Hani şu kutunun dibinde unutulan, tahtada basacak bir karesi bile olmayan o fazlalık…

 

Feda edilecek kadar bile bir hükmüm yok.

Çünkü feda edilmek için bile, oyunun içinde olmak gerekir.

Darılmadım…

Sadece sessizce kabullendim.

Yine de sustuğum şeyler var, hiç konuşmadıklarım…

Dışarıdan görünen bu derin sessizliğin ardında, içinde kaybolduğum şehirler ve içimde kaybolup giden insanlar var.

 

Sadık VAROLGÜNEŞ

Ali Bozkurt

Related Articles