Türkiye’de bir yandan “genel af yok” açıklamaları yapılırken, diğer yandan cezaevlerinden sessiz sedasız tahliyeler başladı. Son haftalarda özellikle bazı kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından art arda çıkışlar olduğu bilgisi kulislerde konuşuluyor. Resmî adı “infaz düzenlemesi”, halk arasındaki karşılığı ise tek bir kelime: Af.
Ancak bu tablo klasik anlamda bir genel af değil. Hükümet cephesi açıkça “af çıkmıyor” diyor. Adalet Bakanlığı, yapılan düzenlemelerin bir af değil, infaz sürelerinde teknik iyileştirmeler olduğunu vurguluyor. Fakat cezaevi kapılarının aralandığı gerçeği artık inkâr edilemiyor. Yakınlarını aylarca, hatta yıllarca bekleyen aileler, “Bir af yok deniyor ama insanlar çıkıyor” sözleriyle yaşanan çelişkiye dikkat çekiyor.
Cezaevlerinden çıkanların büyük bölümü hasta, yaşlı ve cezasının son dönemine girmiş hükümlülerden oluşuyor. Açık cezaevine ayrılma şartları kolaylaştırıldı. Denetimli serbestlik süreleri fiilen erkene çekildi. Özellikle 31 Temmuz 2023 öncesinde suç işlemiş olan ve belirli bir infaz oranını dolduran bazı mahkûmlar için dosya dosya tahliye kapısı aralandı. Bu yüzden ülke genelinde “yavaş yavaş çıkıyorlar” algısı oluştu.
Ancak toplumun en çok merak ettiği soru hâlâ cevap bulmuş değil: Kimler kesin olarak çıkabilecek, kimler kapsam dışında kalacak? Şu anki uygulamalara bakıldığında terör, örgütlü suçlar, cinsel suçlar ve ağır şiddet suçları kapsam dışında tutuluyor. Mala karşı işlenen bazı suçlar, basit yaralama, hakaret, tehdit gibi dosyalar ise infaz indirimi ve denetimli serbestlik alanında değerlendiriliyor. Yani cezaevinden çıkanların tamamı “suçsuz ilan edilmiş” olmuyor; sadece kalan cezalarını dışarıda tamamlama hakkı kazanıyor.
Kulislerde asıl büyük hareketliliğin önümüzdeki süreçte yaşanabileceği konuşuluyor. Yeni bir yargı paketi ihtimaliyle birlikte on binlerce mahkûmu ilgilendirecek daha geniş bir infaz düzenlemesi beklentisi var. Bu beklenti özellikle koğuşlarda psikolojik bir dalga oluşturmuş durumda. Birçok mahkûm gün sayıyor, dosyalar avukatların önünde yeniden açılıyor, aileler her sabah “Bugün bir haber gelir mi?” umuduyla yaşıyor.
Devlet cephesi ise bu beklentiye mesafeli. “Toplumu sarsacak bir genel af yok” deniliyor. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tam tersini fısıldıyor. Cezaevi kapılarında sessiz bir hareketlenme var. Ne adına denirse densin, toplum şunu görüyor: İçeriden çıkanlar var.
Ve asıl dramatik tablo şu noktada ortaya çıkıyor. On binlerce mahkûm ve ailesi bugün aynı soruyu soruyor: Biz ne zaman? Kapsama girecek miyiz? Yoksa yine umutlanıp bekleyerek mi tükeneceğiz?
Cezaevlerinde artık sadece demir kapılar değil, belirsizlik de ağır. Her yeni düzenleme söylentisi, içeride umut, dışarıda endişe yaratıyor. Bir yanda “af yok” cümlesi, diğer yanda her hafta yeni tahliye haberleri… Türkiye bugün tam olarak bu çelişkinin içinde yaşıyor.
Handan Demir
Uzman Araştırmacı Gazeteci
EHA Ankara Temsilcisi

