Kalbi metalle atan bir başbakan…
Göğsünde bir pil, elinde kan lekesi.
İnsanlık yorgun, çocuklar ölü, o hâlâ hayatta kalmaya çalışıyor. Belki de tarihin en büyük ironisi bu: İnsanlığın kalbini durduran bir adam, kendi kalbini makinelerle çalıştırıyor.
Benjamin Netanyahu artık yalnızca siyasi bir figür değil; kendi bedeninde de bir savaş yürüten bir lider. İsrail’in en uzun süre görevde kalan başbakanı, bugün kalp ritmini kontrol eden bir metalin gölgesinde yaşıyor.
O metal, yalnızca bir tıbbi cihaz değil — aynı zamanda vicdanının sustuğu anlarda devreye giren bir mekanik yankı.
Netanyahu’nun yıllardır taşıdığı “sağ dal bloğu” rahatsızlığı, kalbin elektriksel iletim sisteminde tıkanma anlamına geliyor. Bu hastalık, stresle beslendiğinde kalbin ritmini bozuyor; tıpkı Gazze’deki bombaların ritmini hissetmeyen o kalp gibi.
2023 yılında takılan kalp pili, aslında yıllar boyunca bastırdığı yorgunluğun, korkunun ve vicdansızlığın somut bir kanıtı.
Artık kalbinin ritmini doğa değil, bir cihaz belirliyor.
Bir liderin en insani organı, bir makineye teslim edilmiş durumda.
Uzmanlara göre Netanyahu’nun kalp rahatsızlığı, uzun süreli stres, uykusuzluk, baskı ve psikolojik gerilimle daha da ağırlaştı. İsrail’deki sağlık kaynakları, son yıllarda gece yarısı hastane kontrolleri ve acil ritim düzenlemeleri yapıldığını doğruluyor. Her defasında aynı tablo: kalbi zayıflıyor, sesi sertleşiyor.
Netanyahu’nun sağlık durumu, bir bedensel yorgunluğun ötesinde, tarihsel bir metafora dönüştü.
Çünkü artık hem kendi kalbi hem de temsil ettiği devletin kalbi suni biçimde atıyor.
Vicdan, insanlık ve adalet durduğunda, geriye yalnızca metalle çalışan bir sistem kalıyor.
Gazze’deki çocuklar, kadınlar, siviller — her biri o kalbin atışına karşı sessiz bir isyan gibi.
Her bomba sesi, o kalp pilinin attığı her elektriksel uyarıyla aynı anda yankılanıyor sanki.
Birinin yaşamı diğerinin ölümünü besliyor.
Bugün Netanyahu’nun en büyük düşmanı artık siyasi rakipleri değil; kendi bedeni.
Çünkü insanın kalbi, yalnızca kan pompalamaz. Vicdanı, merhameti, insani sınırları da pompalar.
Ama onun kalbi artık o kadar sertleşti ki, doktorların taktığı metal bile bu ritmi düzene sokamıyor.
Kalbi atan ama hissi ölmüş bir liderin, yalnızca bedeninde değil, tarihin sayfalarında da sona yaklaştığı konuşuluyor.
Bir zamanlar “demir irade” olarak anılan Netanyahu, şimdi demirin kendisine muhtaç:
Göğsünde bir metal, gözlerinde korku, omuzlarında geçmişin yükü.
Belki hâlâ nefes alıyor ama artık her nefesi tarih tarafından kaydediliyor.
Tarihin belleği unutmaz.
Bir gün kalp durduğunda, insanlık onun yankısını değil, sessizliğini hatırlayacak.
Handan Demir
EHA Ankara Temsilcisi – Uzman Araştırmacı Gazeteci

