TÜRKİYE’DE DEMOKRASİYE VURULAN AĞIR DARBE 

TÜRKİYE’DE DEMOKRASİYE VURULAN AĞIR DARBE 

12 Eylül 1980 Darbesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en sert ve kapsamlı askerî müdahalelerden biridir. Artan siyasi istikrarsızlık, sağ-sol çatışmaları, ekonomik kriz ve sokaklardaki kaos ortamı gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yönetime el konulmuştur. Bu darbe, yalnızca yönetimi değiştirmemiş, Türkiye’nin anayasal düzenini, toplumsal yapısını, siyasi partilerini ve bireysel haklarını da derinden etkilemiştir.

1970’li yıllarda sık sık değişen hükümetler ve koalisyonlar Türkiye’yi yönetilemez bir hâle getirmiştir. Meclis’te Cumhurbaşkanı bile uzun süre seçilememiştir.

Sağ-sol çatışmaları, öğrenci olayları, bombalı saldırılar ve suikastlar günlük hayatın parçası hâline gelmişti.

1978 Maraş ve 1980 Çorum olaylarında onlarca kişi öldürüldü.

Günde ortalama 15-20 kişi ideolojik nedenlerle hayatını kaybediyordu.

Enflasyon %100’ün üzerindeydi.

Kara borsa, uzun kuyruklar ve döviz sıkıntısı vardı.

İşsizlik artıyor, halkın alım gücü düşüyordu.

12 Eylül 1980 Müdahalenin Gelişi

Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğinde, 12 Eylül sabahı saat 04.00’te yönetime el koydu. Tüm ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

TBMM feshedildi, Tüm siyasi partiler kapatıldı, Anayasa askıya alındı, Sendikalar ve dernekler kapatıldı, Siyasi liderler (Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan) gözaltına alındı.

650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi siyasi nedenlerle yargılandı, 50 kişi idam edildi, 300 kişi işkenceden öldü, Binlerce kişi fişlendi, pasaportları iptal edildi, 1,7 milyon kişi sakıncalı ilan edildi.

YÖK kurularak üniversiteler devlet denetimine alındı.

MEB’in müfredatı değişti.

Medya sansürlendi, birçok gazete ve dergi kapatıldı.

7 Kasım 1982’de halkoylamasıyla yeni anayasa %91 oyla kabul edildi.

Anayasa, kuvvetler ayrılığını zayıflatan, hak ve özgürlükleri sınırlayan bir çerçeve çizdi.

Kenan Evren, anayasa gereği Cumhurbaşkanı oldu.

Halk, siyasetten soğudu. Katılım oranları düştü, siyasi bilinç yerine korku ve suskunluk hâkim oldu.

1983’te yapılan seçimlerle sivil yönetime geçildi. Ancak darbecilerin izin verdiği partiler dışında hiçbir yapı seçimlere katılamadı.

Turgut Özal’ın liderliğindeki ANAP tek başına iktidar oldu.

Arabesk müzik, magazin kültürü ve televizyon, toplumsal ruh hâlini yansıttı.

1982 Anayasası hâlâ yürürlüktedir (birçok değişiklik yapılmasına rağmen).

Siyasi partilere uygulanan bazı yasaklar ancak 2000’li yıllarda kaldırılmıştır.

2010 yılında yapılan anayasa referandumuyla Kenan Evren ve darbecilerin yargılanmasının önü açılmıştır.

2014’te Evren ve Tahsin Şahinkaya, anayasal düzeni zorla değiştirmek suçundan müebbet hapis cezası aldı cezaları kesinleşmeden hayatlarını kaybettiler.

12 Eylül 1980 Darbesi, Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Her ne kadar o dönemin yöneticileri ülkeyi anarşiden kurtardık dese de, darbeyle birlikte on binlerce insanın hayatı karardı, özgürlükler askıya alındı ve toplumsal hafızada derin izler kaldı. Bu darbe, Türkiye’de asker-siyaset ilişkilerinin yeniden düşünülmesine, hukuk devleti anlayışının güçlendirilmesi gerekliliğine ve demokrasiye olan bağlılığın önemine dikkat çeken acı bir hatıradır.

Faruk KAVAKLI

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın