Bağımlılığın Gölgesinde İşlenen Cinayet
Uzman Araştırmacı Gazeteci Yazar Handan Demir
Bağımlılığın Gölgesinde İşlenen Cinayet
İstanbul Çekmeköy’de 31 Ağustos 2025 akşamı, Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan, eski çalışanı Mustafa Can Gül tarafından restoranda bıçak darbesiyle öldürüldü.
Bu cinayetin en dikkat çekici yanı, failin bir ideolojik örgüt ya da siyasi grup üyesi değil, madde bağımlısı genç bir birey olmasıydı. 19 yaşındaki Mustafa Can Gül, Kayhan’ın sahibi olduğu restoranda garson olarak çalışmış, ancak bağımlılığı nedeniyle işten çıkarılmıştı. Bu olaydan sonra aralarındaki bağ, baba-oğul gibi görünen bir yakınlıktan ölümcül bir husumete dönüştü.
Bağımlılık, sadece bireyin değil, toplumun tamamının güvenliğini tehdit eden bir sorun. Gül’ün hikâyesi, Türkiye’de gençlikte artan madde kullanımının ve bunun doğurduğu şiddet eğiliminin somut bir örneği haline geldi. Bu cinayet, bağımlılığın yalnızca bireyi yıkmadığını, aynı zamanda adalet sisteminin temsilcilerini de hedef alabilecek kadar derin bir toplumsal tehlike olduğunu gösteriyor.
Kayhan cinayetinin en çarpıcı farkı da burada yatıyor. Daha önce savcılar ve hakimler genellikle örgütsel saldırıların hedefi olmuştu. Bu kez bir savcı, toplumun kanayan yaralarından biri olan uyuşturucu bağımlılığının gölgesinde öldürüldü. Bu durum, “ideolojik şiddetten bağımsız” gibi görünse de aslında daha sarsıcı; çünkü ideolojik saldırılar devletin otoritesine yönelirken, bağımlılık temelli bu cinayet doğrudan toplumun içine, gündelik yaşamın ortasına saplanmış bir hançer niteliği taşıyor.
Kayhan cinayetinin bir başka farkı da mekânıdır. Doğan Öz evinin önünde, Kiraz adliye odasında, Özbilgin Danıştay salonunda öldürülmüştü. Kayhan ise kendi sahibi olduğu restoranda, yeni iş ve özel hayatının kesiştiği bir noktada, toplumun gözü önünde yaşamını yitirdi. Bu durum, yargı mensuplarının artık yalnızca meslekleri nedeniyle değil, kişisel yaşam alanlarında da tehdit altında olabileceğini göste
riyor.

