BİR İSTANBUL HİKAYESİ

Ahmet, hayatın zorlu koşuşturmacasında kaybolmuş bir adamdı. Her gün sabah erkenden kalkar, kendini 9’dan 6’ya kadar süren iş temposuna bırakırdı. İstanbul’un trafiği, karmaşası ve insan kalabalığı arasında, kendini yalnız hissederdi. Yine de, umudunu kaybetmemeye çalışırdı.

Ahmet’in hayatında en çok özlediği şey, çocukken ailesiyle birlikte geçirdiği o sıcak yaz akşamlarıydı. İstanbul’un bir köyünde doğmuştu, o zamanlar hayat çok daha basit ve sakindi. Her akşamüstü bahçelerinde toplandıkları, kahkahaların hiç eksik olmadığı o günleri hatırladıkça gözleri dolar, kalbi sızlardı.

Bir gün, işten eve dönerken Boğaz’da bir çay bahçesinde oturmaya karar verdi. Martıların sesi, vapurların şehre kattığı o eşsiz fon müziği arasında, İstanbul’un güzelliğini yeniden keşfetti. O an, her şeyin değişmesi gerektiğine karar verdi. Bu koşturmacadan, bu yalnızlıktan kurtulmalı, hayatını yeniden anlamlandırmalıydı.

Ahmet, Boğaz’ın serin sularına bakarken, küçük bir karar verdi. Her sabah işe giderken, belki de küçük bir tebessümle güne başlamalıydı. İnsanlara daha fazla gülümsemeli, onların hikayelerini dinlemeliydi. Bu büyük şehirde, herkesin bir hikayesi vardı ve belki de bu hikayeler, hayatın gerçekten ne anlama geldiğini ona gösterecekti.

Ertesi gün, Ahmet işe giderken vapura bindi. Bir an durdu ve yanındaki yaşlı adama dönüp, “Merhaba, nasılsınız?” diye sordu. Adam, gülümseyerek Ahmet’e bakarak, “İyiyim evlat, sen nasılsın?” dedi. Ahmet, adamın gözlerinde gördüğü yaşam dolu ifadeyi fark etti. O an, hayatın asıl değerinin insan ilişkilerinde saklı olduğunu anladı.

Ahmet, her gün vapura binerken farklı insanlarla konuşmaya, onların hikayelerini dinlemeye başladı. Bu küçük anlar, ona büyük bir huzur ve mutluluk getirdi. İstanbul’un koşuşturmacasında bile, insanların kalplerine dokunabilmek, onun için hayatın anlamı oldu.

Aylar geçti, Ahmet artık işten yorgun döndüğünde bile, kalbinde bir sıcaklık hissediyordu. Hayatın zorlu yollarında gülmek yasak olsa da, o küçük anlarda bulduğu mutlulukla, İstanbul’da yaşamanın ne kadar değerli olduğunu anladı. Ahmet’in hikayesi, herkesin kendi hayatında küçük ama anlamlı değişiklikler yaparak, mutluluğu bulabileceğini gösterdi.

Beren Paşazade

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın