35 Yıllık Hesaplaşma: Bir Barış Nefesi Washington’dan Esiyor

35 Yıllık Hesaplaşma: Bir Barış Nefesi Washington'dan Esiyor

Beyaz Saray’ın görkemli salonunda, 8 Ağustos 2025’te sahnelenen tablo, tarihin akışını değiştirebilir. 35 yıl süren çatışmaların ardından, Azerbaycan ve Ermenistan resmen barış imzaladı. Anlaşmanın mimari olarak ABD Başkanı Donald Trump’un öne çıkması, sahneye yeni bir aktör ve umut unsuru yerleştirdi.
Bu barış tablosunun en dikkat çekici unsuru, Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayacak olan TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity – Uluslararası Barış ve Refah Rotası) adlı transit koridor dur. Bu güzergâh, sadece ticaret ve enerji akışını değil, aynı zamanda bölgeye dair rekabetçi güç dengelerini de dönüştürme potansiyeline sahip.

Yeni Başlangıç mı, Tedbirli Umut mu?
Aliyev ve Paşinyan, bu anlaşmayı tarihi bir barış adımı olarak değerlendirirken, hem ekonomik hem diplomatik mesafeleri kapatmanın zeminini oluşturan bu süreç, ABD’nin bölgesel etkisini yeniden şekillendiriyor. Rusya’nın eski etkisi küçültürken, Washington bu sayede stratejik bir alanı kısa süreliğine de olsa egemenliği altına alıyor.
Ancak her şey güllük gülistanlık değil. Ermeni diaspora grupları, anlaşmanın karşılığında yerinden edilmiş insanların dönüşü, kültürel miras ve tutuklular gibi önemli insani meselelerin görmezden gelindiğini vurgulayarak tepkili. Bunun üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

Kalıcı Barış İçin Yol Haritası
Bu anlaşma, Üçlü Zirve’nin barış masasını hareketlendirmesi bakımından bir mihenk taşı.
Ama asıl soru: Bu barış kalıcı olabilir mi? ABD’nin rolü devam ettikçe, karşılıklı güven, ekonomik projeler, sosyal uzlaşı planları ve insani hassasiyetlerle desteklendiği sürece umut var.
Barış, insanlığa dair en derin umutlardan biridir.
Bu anlaşma, sadece diplomasi değil, aynı zamanda içimizi ısıtan bir geleceğe dair umut ışığı…

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın