“150 Bin Doların ve Bir Çikolata Kutusunun Bedeli”
“150 Bin Doların ve Bir Çikolata Kutusunun Bedeli”
Biri, tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak için toplam 150 bin dolar rüşvet istediği iddia edilen tanınmış bir avukat…
Diğeri, mahkeme başkanına Dubai çikolatası poşetinin içine gizlenmiş 2 bin 500 dolar bıraktığı öne sürülen bir hukukçu…
Bu iki olay, avukatlık mesleğinin saygınlığına sürülmüş kara bir leke olarak hafızalara kazındı. Halkın, adalete olan inancını sarsan bu vakalar, “demek ki hukuk da satın alınabiliyor” düşüncesini zihinlere kazıdı.
Avukat, yalnızca müvekkilinin değil, hukukun da temsilcisidir. Bu temsilin rüşvette kirlenmesi, sadece bireysel bir suç değil, toplumsal güvenin temeline atılan bir dinamittir. Hele ki isimler tanınmış olduğunda, “yolsuzluk en tepede bile varsa, aşağıda neler oluyor?” sorusu daha yüksek sesle sorulur.
Sonuçta ortaya çıkan tablo, yalnızca birkaç kişinin mahkeme salonlarındaki kaderini değiştirmedi; tüm bir meslek grubuna karşı önyargıyı büyüttü. Bugün sokakta herhangi birine “avukat” dediğinizde, akla ilk gelen şey adalet değil, para oluyorsa, bu durumun sorumluları işte tam da bu tür vakalardır.
Bu yüzden mesele yalnızca iki avukatın işlediği iddia edilen suçlar değil, toplumun hukuka olan inancının her geçen gün biraz daha aşınmasıdır. Ve bu güven erozyonu, ancak şeffaf yargılama, sert disiplin cezaları ve meslek onurunu koruyacak denetim mekanizmalarıyla durdurulabilir.
Araştırmacı Gazeteci Yazar
Handan DEMİR


