🐾 “ Sokak Hayvanlarına Vicdanlı, Akılcı ve Uygarlığa Yakışır Bir Yaklaşım Üzerine” / Yazan: Bilim Uzm. Vildan Durdağ

🐾 “ Sokak Hayvanlarına Vicdanlı, Akılcı ve Uygarlığa Yakışır Bir Yaklaşım Üzerine”
Yazan: Bilim Uzm. Vildan Durdağ
Onlar bizimle aynı gökyüzünü paylaşıyor. Aynı yağmurun altında ıslanıyor, aynı sıcaklıkta kavruluyorlar. Tek farkları konuşamamaları. Tek farkları haklarını savunamamaları. Ve en büyük trajedileri: “sahipsiz” ilan edilmek.
Ama soruyorum size: Bir can, nasıl sahipsiz olur?
Biz, kentleri inşa ettik. Onların yaşam alanlarını gaspettik. Ve doğal yollardan beslenme kaynaklarını kestik. Ardından aç kalan hayvanlara “tehdit” damgası vurarak onları ya yok saydık ya da izbe barınaklarda ölüme terk ettik. Ve onları birkaç olumsuz örnekle tehdit olarak ilan ettik. Çözüm önerilerini barınaklar olarak gördük.
Oysa ki paylaşmak, insanın da hayvanında hayatını kolaylaştıran en güzel şeydi…Artık bu mesele bir “hayvanseverlik” konusu değil. Bu mesele, bir kamu sağlığı, bir kent güvenliği, bir etik sorumluluk, bir belediyecilik ve nihayetinde bir medeniyet testidir.
👣 Neler Eksik Yapılıyor,
Plansız kısırlaştırma: Hayvanlar yeterince kısırlaştırılmadığı için üreme devam ediyor.
Barınak sorunları: Bakımsız, yetersiz, hijyen koşullarından uzak.
Sistematik beslenme planı eksikliği: Herkes rastgele mama bırakıyor. Bu da hem çevre kirliliğine hem de halk sağlığı sorunlarına yol açıyor.
Toplumu kaşı karşıya bırakan durumlar : Bir yanda hayvanseverler, diğer yanda tedirgin vatandaşlar. Oysa çözüm, ikisinin de ortak çıkarında.
🌍 Peki Dünyada Ne Yapılıyor?
1. İTALYA – “Topluluk Destekli Hayvan Hakları”
Mahalle bazlı gönüllü ağlar kuruluyor.
Belediyelerle birlikte çalışan gönüllüler, hayvanların beslenmesini, tedavisini ve takibini yapıyor.
2. HOLLANDA – “Sıfır Sokak Hayvanı” Modeli
%100 kısırlaştırma politikası uygulanıyor.
Belediyeler, kendi hayvan mamalarını üreten sosyal tesislere sahip.
Vatandaşlara vergi indirimi gibi teşviklerle evcil hayvan sahipliği destekleniyor.
3. JAPONYA – “Kentte Sessiz Ortaklık”
Her semtte mikro barınaklar kurulmuş.
Hayvanlar buralarda halkla iç içe yaşıyor; sağlık kontrolleri rutin.
🇹🇷 Türkiye’de Ne Yapılabilir?
Yasal çerçeve dışına çıkmadan, hem hayvanları hem insanları koruyan bazı öneriler:
✅ 1. Kısırlaştırma Seferberliği ve Mobil Klinikler
Tüm ilçelere gezici veteriner araçları tahsis edilmeli.
Her yıl belirli dönemlerde, ücretsiz kısırlaştırma kampanyaları yapılmalı.
✅ 2. “MamaMatik” ve “SuMatik” Noktaları
Belediyeler, her mahalleye geri dönüşümle çalışan otomatik mama-su makineleri koymalı.
Halk, plastik atık karşılığında bu cihazlara mama bırakmalı.
✅ 3. Yerel Mama Üretim Tesisleri
Belediyeler, yemek artıklarını değerlendiren basit mama üretim sistemleri kurabilir.
Bu mamalar hem barınaklara hem sokaklara dağıtılabilir.
✅ 4. Mahalle Gönüllülüğü Sistemi
Her sokak ya da mahalleye bir hayvan gönüllüsü atanabilir.
Bu kişi, hayvanları izlemek, şikâyetleri değerlendirmek ve belediyeyle koordinasyonu sağlamakla yükümlü olur. Onlarla uyumlu yaşam modeli oluşturma bilinci edinilmelidir. Onlar insanlar gibi sevgiye, barınmaya ve yaşama hakkına muhtaçlar. Aldıkları sevgiyi ve bir lokmayı fazlasıyla size yansıtabilen masum canlılar… Hayvanların hangi durumlarda saldırganlaştığı konusunda toplumsal farkındalığın oluşması şarttır. Okullarda çocuklara ve kamu spotlarıyla halka bilgi eğitimleri verilmeli hangi durumlarda nasıl davranılması gerektiği konusunda toplumsal bilinç oluşturulmalıdır.
✅ 5. Barınak Reformu: Açık Yaşam Alanları
Avrupa’daki örneklerde olduğu gibi barınaklar, izole yerler değil, halkla iç içe parkların içinde olabilir.
Ziyaretçi trafiği olan alanlarda hayvanlar sahiplendirmeye daha açık hale gelir.
✅ 6. Sokak Hayvanları Haritalama ve Takip Uygulaması
Tüm hayvanlar küpelenip, dijital olarak haritada işaretlenmeli.
Belediyeler bu verileri açık veri olarak sunmalı.
Vatandaşlar da bu sistemden besleme ya da şikâyet bildirimleri yapabilmeli.
✅ 7. Şikâyet Değil, Eğitim!
Binalardaki kötü koku, yanlış mama bırakımı gibi sorunlar için cezalandırmak yerine eğitim çalışmaları yapılmalı.
Hayvanla birlikte yaşama kültürü yaygınlaştırılmalı.
🌍 Dünyadan İlham Veren Uygulamalar
1. ABD – Teksas Eyaleti / Terapötik Destek Hayvanları
Barınaklardan kurtarılan köpekler, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan gazilerle birlikte çalışmak üzere eğitiliyor. Bu sayede hayvan hem bir yuva buluyor hem de asker psikolojik iyileşme sürecinde destek alıyor.
2. İsviçre – Havalimanı Güvenlik Köpekleri
Bazı havalimanlarında, barınaktan alınmış köpekler özel eğitimle koku tespiti ve güvenlik taramalarında görev yapıyor. Bu sistemde öncelik, “yüksek duyusal yeteneğe sahip ama sahipsiz kalmış hayvanlar”.
3. Fransa – Otizmli Çocuklar İçin Eğitimli Kediler ve Köpekler
Sakin yapıda olan sokak köpekleri ve bazı kediler, özel eğitimle duyusal bozuklukları olan çocuklara refakat edecek hale getiriliyor. Bu uygulamalar, çocukların dikkat sürelerini artırıyor, sosyal uyumlarını geliştiriyor.

🇹🇷 Türkiye’de Ne Yapılabilir?
✅ 1. Belediyelere Bağlı “Hayvan Eğitimi ve Rehabilitasyon Merkezleri” Kurulmalı
Bu merkezlerde barınaktan gelen hayvanlar, uzman eğitmenler eşliğinde şunlara hazırlanabilir:
Engellilere rehberlik eden köpekler
Yaşlı bakım evlerinde refakatçi hayvanlar
Deprem gibi afetlerde arama-kurtarma eğitimi
Çocuklarla çalışan terapötik hayvanlar
Yalnız yaşayan insanlar için ya da psikolojik rehabilitasyonda kullanılan hayvanlar
✅ 2. “Bir Dost, Bir Meslek” Projesi Başlatılmalı
Milli Eğitim Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve Tarım-Orman Bakanlığı iş birliğiyle:
Okullarda hayvanların sosyalleşmesi için projeler geliştirilebilir.
Rehabilitasyon merkezlerinde çocuklar ve gençler bu hayvanlarla hem duygusal bağ kurar hem de gönüllü sorumluluk alır.
Belediyeler bu projelere destek olarak hem insanı hem hayvanı iyileştiren bir döngü kurabilir.
✅ 3. Hayvan Refakatçi Sertifikası Verilmeli (Resmî)
Eğitimden geçen hayvanlar için resmi bir sertifika verilir.
Bu sertifikaya sahip hayvanlar:
Kurumlarda görevlendirilebilir (huzurevleri, çocuk evleri vs.)
Belediyelerle protokol kapsamında maaşlı olarak çalışan “refakatçi eğitmen hayvan” statüsüne geçebilir.
✅ 4. Barınaklar Sadece “Barınma” Değil, “Yeniden Hayata Kazandırma” Merkezi Olmalı
Hayvanlar burada psikolojik ve fiziksel iyileşme süreçlerinden geçmeli.
Ardından eğitilebilir bireyler, belirli programlara yönlendirilerek topluma fayda sağlayan “sessiz işçiler” hâline gelebilir.

💡 Özetle…
Hayvanlara sadece yemek değil, görev de verildiğin de, hem yaşamları anlam kazanıyor hem de topluma değer katıyorlar.
Her sahipsiz hayvan, doğru ellerde bir yol arkadaşı, bir terapist, bir güvenlik görevlisi, bir umut ışığı olabilir.
Biz yeter ki, onları dışlamayalım.
Onlara alan açalım.
Görev verelim.
Eğitelim.
Çünkü bir canı hayata kazandırmak, hem o canı yaşatır, hem bizi insan olarak huzurlu ve değeli kılar.
Hayvanlara sahip çıkmak, sadece onları korumak değildir. Toplumsal barışı, çevreyi, çocuklarımızın vicdanını korumalı ve her canlının varlık amacına hizmet etmesine olanak sağlanmalıdır. Tüm canlıların özellikle de kedi ve köpeklerin ekolojik dengenin sağlanmasında ki etkileri de unutulmamalıdır.
Barınaklar mezar değil, geçici sığınak olmalı. Belediyeler sessiz çığlıkları duymalı. Vatandaş, hem kendi huzurunu hem hayvanın canını birlikte işbirliği ile kutuplaşmadan. Ortak akıl ile korumalı. Çünkü bu şehirlerde birlikte yaşıyoruz.
Ve bir gün o sokaktaki hayvan, hayat kurtarabilir ya da sizin çocuğunuzun en yakın dostu olabilir.

Ali Bozkurt

Related Articles

Bir yanıt yazın